| Râuf Yektâ Bey Sistemi |
Türk musikisine 700 sene evvel sistemci okul tarafından konulan sistemi tekrar ele alan Rauf Yekta Bey, metodolojik kavram içinde, daha mükemmel bir sistem vücuda getirmek için büyük çaba göstermiştir. Rauf Yekta Bey de, aralığın (bu'd) varlığını tesbit yönteminden hareket ederek, aralığın tarifi üzerinde durmuştur.
Bu'd kelime manası itibari ile "(C.: Eb'ad) Uzaklık. Bâid olma. * Aralık. * Geo: Bir cismin uzunluk, genişlik ve derinliği." manalarını da taşır.
Rauf Yekta Beye göre aralık:
"Tizlik ve pestlik itibariyle birbirlerinden farklı bulunan iki musiki nağmesi arasındaki miktar"dır.22
Bu surede çok daha ilmi bir tarif getiren Rauf Yekta, aralıktan üç çeşit üzere sıralamaktadır:23
- A) Büyük Aralılar (Büyük bu'dler)
- B) Orta Aralıklar (Orta bu'dler)
- C) Küçük Aralıklar (Küçük bu'dler)
A) Büyük Aralıklar
Büyük aralıklar dört tanedir:
- 1- Sekizli aralığı,
- 2- Sekizli ve dörtlü aralığı,
- 3- Sekizli ve beşli aralığı,
- 4- İki sekizli aralığı.
Rauf Yekta Beye göre, saydığımız bu dört aralık, sekizliye diğer aralıkların eklenmesiyle hasıl olur.
Bu yüzden, sekizli aralığı üzerinde biraz durmak istiyoruz.
Diğer büyük aralıkların teşkili, biraz evvel kaydetmiş olduğumuz gibi, (biri sekizli olmak üzere) iki aralığın birleşmesiyle hasıl olmaktadır. Büyük aralıklardan sekizli aralığı, Rauf Yekta Beye göre eski musikicilerin zülkül bu'dü olarak bildiği sekizli aralığının pest ve tiz nağmeleri arasında kuvvetli bir imtizaç bulunduğu cihetle, bir lahin içinde biri diğerinin yerine kaim olabilir. Mesela Rast ile Gerdaniye arasında bir sekizli aralığı bulunduğundan Rast yerine Gerdaniye basılırsa lahnin mahiyyeti değişmez.
B) Orta Aralıklar
Orta aralıklar iki tanedir:
1- Dörtlü aralığı: Eski musikicilerin bu'd-i zü'l-erbâ dediği dörtlü aralığında iki tarafın nağmeleri, gerek devamlı ve gerekse aynı zamanda işitilsin, kulakta yabancı bir etki ve his hasıl etmez.
2- Beşli aralığı: Yine eski musikiciler tarafından bu'd-i zü'l-hams adı ile anılan beşli aralığının iki taraf nağmeleri, gerek birbirini takiben ve gerekse aynı zamanda işitilseler de kulağa mülayim bir etki yaparlar ve benimsenirler.
C) Küçük Aralıklar
Küçük aralıklar 17 tanedir:
- 1- Nâkıs dörtlü
- 2- Zı'ıf tanini
- 3- Büyük üçlü
- 4- Orta üçlü
- 5- Küçük üçlü,
- 6- Zâid tanini
- 7- Tanini
- 8- Büyük mücennep
- 9- Nâkıs büyük mücennep
- 10- Zâid küçük mücennep
- 11- Küçük mücennep
- 12- Zâid bakiye
- 13- Bakiye
- 14- Orta bakiye
- 15- Küçük bakiye
- 16- Irha
- 17- Fazla
1- Fazla dörtlü: Orta bu'dler kısmında olması gereken bir dörtlü daha vardır ki, Rauf Yekta Bey bu dörtlüyü "fazla dörtlü" olarak adlandırmıştır. Segah ile Hüseynî arasındaki aralıkta olduğu gibi.
2- Nakıs dörtlü: Dörtlü bu'dünden biraz küçük olan ve çok az kullanılan bir dörtlü aralığı nevidir. Rast ile Dik Buselik arasındaki bu'dde olduğu gibi.
3-Zı'ıf tanini: îki tanini aralığının birleşmesinden doğmuştur. Bu aralığa aynı zamanda "Pisagor üçlüsü" de denilir.
4- Büyük üçlü: Bir tanini ile bir büyük mücennebin birleşmesi ile meydana gelir. Rast ile Segah arasındaki aralıkta olduğu gibi.
5- Orta üçlü: Bir tanini ile bir küçük mücennebin birleşmesinden doğmuştur. Rast ile Dik Kürdî aralığında olduğu gibi.
6- Küçük üçlü: Bir tanini ile bir bakiyenin birleşmesinden doğar. Dügâh ile Çargah aralığında olduğu gibi.
7- Zâid tanini: Bir tanini aralığına koma aralığı ilavesiyle doğan aralıktır. Nim Hisar ile Dik Acem aralığında olduğu gibi.
Tanini ve Tanini içindeki Küçük Aralıklar:
1- Tanini: Bir küçük mücennep ve bir bakiye aralığının birleşmesinden doğan aralıktır. Rast ile Dügâh Neva ile Hüseynî arasındaki aralıklarda olduğu gibi.
2- Büyük mücennep: iki bakiye bu'dünün birleşmesiyle meydana gelir. Dügâh ile Segah arasındaki aralıkta olduğu gibi.
3- Nâkıs büyük mücennep: Büyük mücennepten çok az küçüktür. Çargah ile Sabadaki Hicaz arasındaki aralıkta olduğu gibi.
4- Zâid küçük mücennep: Küçük mücennep bu'dünde çok az büyüklüğü olan bir aralıktır. Dügâh ile Dik Kürdî arasındaki aralıkta olduğu gibi.
5- Küçük mücennep: Segah ile Çargah aralığında olduğu gibi.
6- Zâid bakiye: Çok az kullanılan ve görülen bu aralık Sazkârda, Ferahnâkte, Segâh ile Dik Bûselik arasında veya Eviç ile Dik Mâhur perdeleri arasındaki aralıklarda bulunur.
7- Bakiye: Dörtlü aralığından iki tanini çıkarıldığı zaman geride kalan bu'de denilir. Hüseynî ile Acem, Buselik ile Çargah perdeleri arasındaki aralıklarda olduğu gibi.
8- Orta bakiye: Sabada Hüseynî sesinin 896/891 ölçüsünde yükselmesi sonucu meydana gelen bakiye. Saba makamının terkibine girmiş olan ve Hüseynî ile Acem perdeleri arasındaki aralık gibi.
9- Küçük bakiye: Büyük mücennepten küçük mücennebin çıkarılması ile meydana gelir. Dik Kürdî ile Segah, Dik Acem ile Eviç perdeleri arasında olduğu gibi.
10- Irha: Tanini bu'dünün dörtte biri oranında tize doğru kaydırılması ve tele basan parmağın bu şekilde titremesi ile meydana gelen aralıktır. Bu titremeyi, bugün kullandığımız ve üzerine "tr" harfleri konmuş titremelerden ayırmak lazımdır. Çünkü, bu çeşit titremeler, kendisinden bir derece yukarıda bulunan sese de sirayet eder. Halbuki, ırhada bir başka sese sirayet yoktur.
11- Fazla bu'dü: Tanini ile büyük mücennep bu'dü arasındaki en küçük aralıktır. Pisagor'dan gelen ve onun bulduğu bir aralık olduğunu düşünen Batılı musikiciler bu aralığa "Pisagor koması" demişlerdir. Buselik ile Segah, Kürdî ile Dik Kürdî perdeleri arasındaki aralıklarda olduğu gibi.
Rauf Yekta Bey, ikili aralıktan sayılan bir tanini içine on tane küçük aralığın sığdırılmış olduğunu ileri sürerek şöyle diyor:
"Musiki ameliyemizin bugünkü durumunu tetkik edince, görüyoruz ki, esası ana dizimizin tabii nağmeleri arasında, tiz tarafa doğru çıkan perdeler, o nağmelerden itibaren ya fazla [koma], ya bakiye, ya da küçük mücennep veya büyük mücennep bu'dlerinden biri nisbetinde tizleşmekte olduğu gibi, pest tarafa doğru inen perdeler de yine o tabii nağmelerden itibaren ya fazla, ya küçük bakiye ya bakiye, veya küçük mücennep bu'dlerinden biri nisbetinde pestleşmektedir. Binaenaleyh, Türklerin esasi ana dizinini teşkil eden tabii nağmelerin arasına giren bütün ses uzunluklarını ayrı ayrı yazabilmek için atide şekilleri gösterilen dört nevi diyez ile dört nevi bemol işaretlerini kabullenmek ve kullanmak zaruridir."
Rauf Yekta Beyin tespit ettiği diyez ve bemoller şunlardır:
|
Yarım diyez |
|
Yarım bemol |
|
|
Diyez |
|
Bemol |
|
|
Noktalı diyez |
|
Çengelli bemol |
|
|
İki Noktalı diyez |
|
Çizgili bemol |
|
Rauf Yekta Bey evvela diyezlerin tizleştirme dereceleri üzerinde durarak diyor ki:
Yarım diyez: Bir tabii nağmeyi fazla [koma] bu'dü kadar tizleştirir.
Diyez: Bir tabii nağmeyi bakiye bu'dü kadar tizleştirir.
Noktalı diyez: Bir tabii nağmeyi küçük mücennep bu'dü kadar tizleştirir.
İki noktalı diyez: Bir tabii nağmeyi büyük mücennep bu'dü kadar tizleştirir.
Bemollerin hükmünü de şöyle açıklıyor:
Yarım bemol: Bir tabii nağmeyi fazla [koma] bu'dü kadar pestleştirir.
Bemol: Bir tabii nağmeyi küçük bakiye bu'dü kadar pestleştirir.
Çengelli bemol: Bir tabii nağmeyi bakiye bu'dü kadar pestleştirir.
Çizgili bemol: Bir tabii nağmeyi küçük mücennep bu'dü kadar pestleştirir.