İlk Öğretim Kurumları Müzik Dersi Programı'nda Geleneksel Türk Sanat Müziği Müfredâtı Üzerine bir Çalışma

(Bölüm 3)

İLKÖĞRETİM KURUMLARINDA MÜZİK EĞİTİMİ

        İlköğretim kurumlarında müzik eğitimi, MEB’nca hazırlanan genel bir müzik eğitimi programıyla yürütülür. Herkes için gerekli ve zorunlu olan bu eğitimle, bireylerin ortak bir müzik kültürüne sahip olmaları amaçlanır.

        Müzik Eğitimi liselerde yer alsa da, sadece ilköğretimin zorunlu olması, okul müzik eğitiminin en önemli kısmının ilköğretim kurumlarında yapılan müzik eğitimi olduğunu düşündürmektedir. Kaldı ki ülkemiz nüfusunun büyük bir kısmı, (1997 rakamlarına göre 3.000.000 çocuk) yalnızca zorunlu temel eğitimden yararlanabilmektedir.        

        Bu durum, ülkenin müzik açısından kültürel gelişiminin, büyük ölçüde bu okullarda yapılan müzik eğitimiyle sağlanabileceği sonucunu ortaya çıkarmaktadır.  

3.1. İlköğretim Kurumları’nın Tarihçesi       

        İlköğretim Kurumları’nda yapılan müzik eğitiminden bahsetmeden önce, Türkiye’ de ilköğretimin kısa tarihçesine bakmak yerinde olacaktır.

        Türkiye’de yasal ilköğretim, 1913 yılında  “Tedrîsât-ı İptidâiye Kaanûn-ı Muvakkat” ı (İlköğretim Geçici Kânunu) ile başlamıştır ve 6 yıl süreli olması öngörülmüştür. 1924 yılında toplanan Hey’et-i İlmiye; ilkokulu beş yıl, ortaokulu 3 yıl ve liseyi de 3 yıl olarak düzenlemiştir. Bu düzenleme 1926 yılında çıkarılan 789 sayılı Maarif Teşkilâtına Dâir Kaanun’la yasallaşmıştır.

        24 Haziran 1973’te yürürlüğe giren 1739 sayılı Millî Eğitim Temel Kanunu, örgün eğitim ve yaygın eğitim kavramlarını getirmiştir. Örgün eğitim, okul öncesi eğitim, ilköğretim, ortaöğretim ve yükseköğretimden oluşmaktadır. Bu yasaya göre ilköğretim (6-14 yaşlarındaki çocukların eğitim ve öğretimi), 5 yıllık ilkokullar ve 3 yıllık ortaokullar ile sağlanacaktır. Bu eğitim, kız ve erkek çocuklar için parasız ve zorunludur. Ancak bu yasal zorunluluk, ilköğretimin ikinci kademesini yürütecek okulların yeterince yaygınlaştırılamamış olması gerekçesiyle 1997 yılına kadar uygulanamamıştır.

        Bugün ilköğretim, 8 yıllık zorunlu temel eğitim programı olarak, 5 yıllık ilkokul ile 3 yıllık ortaokulun birleştirilmesinden oluşmuştur.

3.2. Millî Eğitimin ve İlköğretim Kurumlarının Amaçları ve İlkeleri

        14 Haziran 1973 tarihinde kabul edilip, 24 Haziran 1973 günü 14574 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren ve halen yürürlükte olan 1739 sayılı Millî Eğitim Temel Kanunu’nun birinci kısmının, birinci bölümü Türk Millî Eğitiminin Amaçları’na, ikinci bölümü ise Türk Millî Eğitiminin Temel İlkeleri’ne ayrılmıştır. Bu amaçlar şöylece sıralanmaktadır:

       Türk Millî Eğitiminin Amaçları

       1.Genel Amaçlar:      

          Madde 2 -  Türk Millî Eğitiminin genel amacı, Türk Milletinin bütün fertlerini,    

1.     Atatürk İnkılâp ve ilkelerine ve Anayasada ifadesini bulan Atatürk milliyetçiliğine bağlı; Türk Milletinin millî, ahlâkî, insanî, manevî ve kültürel değerlerini benimseyen, koruyan ve geliştiren; ailesini, vatanını, milletini seven ve daima yüceltmeye çalışan; insan haklarına ve Anayasanın başlangıcındaki temel ilkelere dayanan demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyeti’ne karşı görev ve sorumluluklarını bilen ve bunları davranış haline getirmiş yurttaşlar olarak yetiştirmek; (16 Haziran 1983 tarih ve 2842 sayılı kanunla değiştirilen şekli).

2.     Beden, zihin, ahlâk, ruh ve duygu bakımlarından dengeli ve sağlıklı şekilde gelişmiş bir kişiliğe ve karaktere, hür ve bilimsel düşünme gücüne, geniş bir dünya görüşüne sahip, insan haklarına saygılı; kişilik ve teşebbüse değer veren, topluma karşı sorumluluk duyan; yapıcı, yaratıcı ve verimli kişiler yetiştirmek;     

3.     İlgi, istidat ve kabiliyetlerini geliştirerek gerekli bilgi, beceri, davranışlar ve birlikte iş görme alışkanlığı kazandırmak suretiyle hayata hazırlamak ve onların, kendilerini mutlu kılacak ve toplumun mutluluğuna katkıda bulunacak bir meslek sahibi olmalarını sağlamak;           

        Böylece, bir yandan Türk vatandaşlarının ve Türk toplumunun refah ve mutluluğunu artırmak; öte yandan millî birlik ve bütünlük içinde iktisadî, sosyal ve kültürel kalkınmayı desteklemek ve hızlandırmak ve nihayet Türk Milletini çağdaş uygarlığın yapıcı, yaratıcı, seçkin bir ortağı yapmaktır.     

        2. Özel Amaçlar:

        Madde 3 - Türk eğitim ve öğretim sistemi, bu genel amaçları gerçekleştirecek şekilde düzenlenir ve çeşitli derece ve türdeki eğitim kurumlarının özel amaçları, genel amaçlara ve aşağıda sıralanan temel ilkelere uygun olarak tespit edilir.”  

         Türk Millî Eğitiminin Temel İlkeleri

        1. Genellik ve eşitlik:      

         Madde 4 - Eğitim kurumları dil, ırk, cinsiyet ve din ayrımı gözetilmeksizin herkese açıktır. Eğitimde hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz.

        2. Ferdin ve toplumun ihtiyaçları:

        Madde 5 - Millî eğitim hizmeti, Türk vatandaşlarının istek ve kabiliyetleri ile Türk toplumunun ihtiyaçlarına göre düzenlenir.

3. Yöneltme:   

        Madde 6 - Fertler eğitimleri süresince, ilgi, istidat ve kabiliyetleri ölçüsünde ve doğrultusunda çeşitli programlara veya okullara yöneltilerek yetiştirilirler.

        Millî Eğitim sistemi, her bakımdan, bu yönelmeyi gerçekleştirecek biçimde düzenlenir. 

        Yöneltmede ve başarının ölçülmesinde rehberlik hizmetlerinden ve objektif ölçme ve değerlendirme metotlarından yararlanılır.

        4. Eğitim hakkı:

        Madde 7 - Temel eğitim görmek her Türk vatandaşının hakkıdır.

        Temel eğitim kurumlarından sonraki eğitim kurumlarından vatandaşlar ilgi, istidat ve kabiliyetleri ölçüsünde yararlanırlar.

        5. Fırsat ve imkân eşitliği:

        Madde 8 - Eğitimde kadın, erkek herkese fırsat ve imkân eşitliği sağlanır. Maddî imkânlardan yoksun başarılı öğrencilerin en yüksek eğitim kademelerine kadar öğrenim görmelerini sağlamak amacıyla parasız yatılılık, burs, kredi ve başka yollarla gerekli yardımlar yapılır. Özel eğitime ve korunmaya muhtaç çocukları yetiştirmek için özel tedbirler alınır.

        6. Süreklilik:

        Madde 9 - Fertlerin, genel ve meslekî eğitimlerinin hayat boyunca devam etmesi esastır.

        Gençlerin eğitimi yanında hayata ve iş alanlarına olumlu bir şekilde uymalarına yardımcı olmak üzere, yetişkinlerin sürekli eğitimini sağlamak için gerekli tedbirleri almak da bir eğitim görevidir.

        7. Atatürk inkılap ve ilkeleri ve Atatürk milliyetçiliği: (2842 sayılı kanunla değiştirilen şekli).     

        Madde 10 - Eğitim sistemimizin her derece ve türü ile ilgili ders programlarının hazırlanıp uygulanmasında ve her türlü eğitim faaliyetlerinde Atatürk inkılap ve ilkeleri ve Anayasada ifadesini bulmuş olan Atatürk milliyetçiliği temel olarak alınır. Millî ahlâk ve millî kültürün bozulup yozlaşmadan kendimize has şekli ile evrensel kültür içinde korunup geliştirilmesine ve öğretilmesine önem verilir. 

        Millî birlik ve bütünlüğün temel unsurlarından biri olarak Türk dilinin, eğitimin her kademesinde, özellikle bozulmadan ve aşırılığa kaçılmadan öğretilmesine önem verilir; çağdaş eğitim ve bilim dili halinde zenginleşmesine çalışılır ve bu maksatla Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu ile işbirliği yapılarak Millî Eğitim Bakanlığınca gereken tedbirler alınır.

        8. Demokrasi eğitimi: (2842 sayılı kanunla değiştirilen şekli).

        Madde 11 - Güçlü ve istikrarlı, hür ve demokratik bir toplum düzeninin gerçekleşmesi ve devamı için yurttaşların sahip olmaları gereken demokrasi bilincinin, yurt yönetimine ait bilgi, anlayış ve davranışlarla sorumluluk duygusunun ve manevî değerlere saygının, her türlü eğitim çalışmalarında öğrencilere kazandırılıp geliştirilmesine çalışılır; ancak, eğitim kurumlarında Anayasada ifadesini bulan Atatürk milliyetçiliğine aykırı siyasi ve ideolojik telkinler yapılmasına ve bu nitelikteki günlük siyasi olay ve tartışmalara karışılmasına hiçbir şekilde meydan verilmez.

        9. Laiklik: (2842 sayılı kanunla değiştirilen şekli).       

        Madde 12 - Türk millî eğitiminde lâiklik esastır. Din kültürü ve ahlâk öğretimi ilkokul ve ortaokullar ile lise ve dengi okullarda okutulan zorunlu dersler arasında yer alır.              

        10. Bilimsellik:

        Madde 13 - Her derece ve türdeki ders programları ve eğitim metotlarıyla ders araç ve gereçleri, bilimsel ve teknolojik esaslara ve yeniliklere, çevre ve ülke ihtiyaçlarına göre sürekli olarak geliştirilir. 

        Eğitimde verimliliğin artırılması ve sürekli olarak gelişme ve yenileşmenin sağlanması bilimsel araştırma ve değerlendirmelere dayalı olarak yapılır.           

        Bilgi ve teknoloji üretmek ve kültürümüzü geliştirmekle görevli eğitim kurumları gereğince donatılıp güçlendirilir, bu yöndeki çalışmalar maddî ve manevî bakımdan teşvik edilir ve desteklenir.

        11. Planlılık:

        Madde 14 - Millî eğitimin gelişmesi iktisadî, sosyal ve kültürel kalkınma hedeflerine uygun olarak eğitim-insangücü istihdam ilişkileri dikkate alınmak suretiyle, sanayileşme ve tarımda modernleşmede gerekli teknolojik gelişmeyi sağlayacak meslekî ve teknik eğitime ağırlık verecek biçimde planlanır ve gerçekleştirilir.   

        Mesleklerin kademeleri ve her kademenin unvan, yetki ve sorumlulukları kanunla tespit edilir ve her derece ve türdeki örgün ve yaygın meslekî eğitim kurumlarının kuruluş ve programları bu kademelere uygun olarak düzenlenir.

        Eğitim kurumlarının yer, personel, bina, tesis ve ekleri donatım, araç ve kapasiteleri ilke ilgili standartlar önceden tespit edilir ve kurumların bu standartlara göre optimal büyüklükte kurulması ve verimli olarak işletilmesi sağlanır.   

        12. Karma eğitim:

        Madde 15 - Okullarda kız ve erkek karma eğitim yapılması esastır. Ancak eğitimin türüne, imkân ve zorunluluklara göre bazı okullar yalnızca kız veya yalnızca erkek öğrencilere ayrılabilir.    

        13. Okul ve ailenin işbirliği: (2842 sayılı kanunla değişik şekli).

        Madde 16 - Eğitim kurumlarının amaçlarını gerçekleştirilmesine katkıda bulunmak için okul ile aile arasında işbirliği sağlanır.

        Bu maksatla okullarda okul-aile birlikleri kurulur. Okul-aile birliklerinin kuruluş ve işleyişleri Millî Eğitim Bakanlığı’nca çıkarılacak bir yönetmelikle düzenlenir.        

         14. Her yerde eğitim:       

        Madde 17 - Millî eğitimin amaçları yalnız resmî ve özel eğitim kurumlarında değil, aynı zamanda evde, çevrede, işyerlerinde, her yerde ve her fırsatta gerçekleştirilmeye çalışılır.      

        Resmî, özel ve gönüllü her kuruluşun eğitimle ilgili faaliyetleri millî eğitimin amaçlarına uygunluğu bakımından Millî Eğitim Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın denetimine tabidir.”     

        Aşağıda sıralanan İlköğretim Kurumlarının Amaçları, Türk Millî Eğitiminin Amaç ve İlkeleri doğrultusunda hazırlanmıştır.

         İlköğretim Kurumlarının Amaçları

       Madde 5 - İlköğretim kurumlarının amaçları, Türk Millî Eğitiminin genel amaç ve temel ilkeleri doğrultusunda;

a)   Öğrencileri ilgi, istidat ve kabiliyetleri istikametinde yetiştirerek hayata ve üst öğrenime hazırlamak,
b)   Öğrenciye, Atatürk ilkelerine ve inkılâplarına, T.C. Anayasası’na ve demokrasinin ilkelerine uygun olarak haklarını kullanabilme, görevlerini yapabilme ve sorumluluklarını yüklenebilme bilincini kazandırmak,
c)   Öğrencinin millî kültür değerlerini tanımasını, takdir etmesini, çevrede benimsemesini ve kazanmasını sağlamak,
d)   Öğrenciyi toplum içindeki rollerini yapan, başkaları ile iyi ilişkiler kuran, işbirliği içinde çalışabilen, çevresine uyum sağlayabilen iyi ve mutlu bir vatandaş olarak yetiştirmek,
e)   Bulundukları çevrede millî kültürün benimsenmesine ve yayılmasına yardımcı olmak,
f)    Öğrenciye fert ve toplum meselelerini tanıma, çözüm arama alışkanlığı kazandırmak,
g)   Öğrenciye sağlıklı yaşamak, ailesinin ve toplumun sağlığı ile çevreyi korumak için gereken bilgi ve alışkanlıkları kazandırmak,
h)   Öğrencinin el becerisi ile zihni çalışmasını birleştirerek çok yönlü gelişmesini sağlamak,
i)    Öğrencinin araç ve gereç kullanma yoluyla sistemli düşünmesini, çalışma alışkanlığı kazanmasını, estetik duygularının gelişmesini, hayal ve yaratıcılık gücünün artmasını sağlamak,
j)    Öğrencinin meslekî ilgi ve yeteneklerinin ortaya çıkmasını sağlayarak, gelecekteki mesleğini seçmesini kolaylaştırmak,
k)   Öğrenciye üretici olarak geçimini sağlaması ve ekonomik kalkınmaya katkıda bulunması için bir mesleğin ön hazırlığını yaptıracak, mesleğe girişini kolaylaştıracak ve uyumunu sağlayacak davranışları kazandırmak,
l)    Öğrencilerin serbest zamanlarını değerlendirmelerini, öncelikle enerjiden ve artık malzemeden savurganlığa kaçmadan yararlanmalarını sağlamak.”

 3.3. İlköğretim Kurumlarında Yapılan Müzik Eğitiminin GTSM  

       Öğretimi Yönünden Tarihsel Gelişimi    

        Cumhuriyetin kuruluş yıllarında Türkiye, gerek devlet yapısında ve gerekse de toplumsal yapıda birçok değişiklikler yaşamıştır. Hanedanlığın ve hilâfetin kaldırılması, tekke ve zaviyelerin kapatılması, hukuk ve eğitim sistemlerindeki değişiklikler, kadınların (seçme ve seçilme hakkı başta olmak üzere) sosyal hayata erkeklerle eşit seviyede katılımının sağlanması, saat diliminin, takvimin ve ölçü birimlerinin değiştirilmesi, harf devrimi, dil devrimi, kılık kıyafetteki değişimler bunların en önemlileridir.

        Sosyal, siyasal ve kültürel alanlardaki bu değişimlerin temeli, Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönemine dayanır. 1820’lerden başlayarak, 1839 Tanzimat ve 1856 Islahat Fermanları ile iyice belirginleşen batılılaşma hareketleri, Cumhuriyet döneminde artarak sürmüştür.

        Bu değişim, devletin kültür ve sanat tercihinde de çarpıcı biçimde kendini gösterir.  

        “Osmanlı İmparatorluğu’nun batı karşısındaki zayıflığını gidermek için giriştiği düzenlemeler içerisinde, müzik eğitimi de gözden geçirilmiş ve Batı müzik sistemi ile müzik türleri, Türk müzik eğitimine yerleştirilmeye başlanmıştır. Batı sanat müziğinin 1826 yılından itibaren devletçe benimsenerek yayılmaya başlamasıyla birlikte, Geleneksel Türk Sanat Müziği resmi özgün müzik uygulamaları içindeki önemini yitirmeye başlamıştır ” (Akkaş 1997).  

        1826 yılında Sultan II. Mahmud tarafından “Vak’a-yi Hayriye” adıyla anılan bir hareketle Yeniçeri Ocağı’nın kapatılması, Osmanlı askeri müzik teşkilatı Mehterhâne’nin de kapatılmasına sebep olmuştur. Bu kurumun yerine 1827 yılında hem Türk ve hem de Batı müziği eğitimi verecek olan “Muzika-i Humâyûn” kurulmuştur. Bu çatı altında ilk önce Batı tarzı bir bando kurulmuş, başına önce levantenlerden Manguel, kısa bir süre sonra  (1828 yılında) İtalya’dan Guiseppe Donizetti getirilmiştir.  

        “Donizetti, o tarihlerde henüz kapatılmamış olan Osmanlı’nın içinde müzik eğitiminin önemli bir yer kapladığı eğitim kurumu Enderun’dan seçtiği öğrencilere Batı notasını, bando sazlarını ve askeri müziğin yanı sıra İtalyanca sözlü eserleri öğretmiş, huzurda opera ve operetlerden örnekler sunmuştur.

        Donizetti’nin amacı, böylece uygun bir ortam yarattıktan sonra senfonik müziğe geçmekti” (Özalp 1986). 

        Daha sonraları da aynı kurumun başına İspanyol asıllı Fransız D’Aranda ve yine İtalyan Pizani, Angelo Mariani, Luigi Arditi, Fransız Dussap gibi yabancı müzisyenler getirilmiştir. 

        “19.yüzyılın ikinci yarısından itibaren opera, operet ve çeşitli çalgı toplulukları İstanbul, İzmir ve Selânik gibi büyük kentlerde temsil ve konserler vererek yeni bir Batı Müziği beğenisini yerleştirmeye çalışmışlardır. Bunun yanı sıra Hamparsum notasıyla yazılmış Türk Müziği eserlerinin de Batı Müziği yazısına dönüştürülmeye başlandığı görülmektedir. (Say, 1994, s.511) ” (Akkaş 1997).  

        Cumhuriyetin kuruluşundan sonraki müziksel yapılanma büyük ölçüde Ziya Gökalp’in 1923 yılında yayımlanan “Türkçülüğün Esasları” adlı kitabında açıkladığı görüş ve düşünceleri doğrultusunda gerçekleştirilmiştir. Gökalp, tezimizde GTSM adıyla andığımız Türk Klâsik Müziği’ni Şark Mûsikîsi veya Doğu Mûsikîsi diye adlandırmakta ve bu türün Türk toplumuna ait olmayıp Bizans’tan alındığını söylemektedir. Gökalp şöyle der: 

        “ Avrupa mûsikîsi girmeden evvel, memleketimizde iki mûsikî vardı: Bunlardan biri Farâbî tarafından Bizans’tan alınan şark mûsikîsi, diğeri eski Türk mûsikîsinin devamı olan (halk melodileri) nden ibaretti.  

        Bugün işte şu üç tür mûsikînin karşısındayız: Şark mûsikîsi, Garp mûsikîsi, halk mûsikîsi.

        Acaba bunlardan hangisi, bizim için millîdir? Şark mûsikîsinin hem hasta, hem de gayr-ı millî olduğunu gördük. Halk mûsikîsi hasrımızın, garp mûsikîsi de yeni medeniyetimizin mûsikîleri olduğu için, her ikisi de bize yabancı değildir. O halde, millî mûsikîmiz, memleketimizdeki halk mûsikîsiyle garp mûsikîsinin imtizâcından doğacaktır. Halk mûsikîmiz bize birçok melodiler vermiştir. Bunları toplar ve garp mûsikîsi usûlünce (armonize) edersek hem millî, hem de Avrupaî bir mûsikîye mâlik oluruz” (Gökalp 1990). 

        Ziya Gökalp’in bu fikirleri Atatürk tarafından da büyük ölçüde benimsenmiştir. Atatürk şöyle demektedir: 

        “Doğu müziği denilen Osmanlı müzikleri hep Bizans’tan kalma şeylerdir. Bizim gerçek müziğimiz Anadolu halkından işitilebilir. Türk toplumu büyük bir hızla oluşan köklü bir yapısal değişme-dönüşme (inkılâp) içindedir.                

        Osmanlı müziği Türkiye Cumhuriyeti’ndeki büyük inkılâpları terennüm edebilecek güçte değildir. Bize yeni bir müzik gereklidir. Bize gerekli olan yeni  müzik, özünü ulusal müziğimizin gerçek temelini oluşturan halk müziğimizden alan, çok sesli bir müzik olacaktır. Bunun için ulusal ince duyguları, düşünceleri anlatan yüksek deyişleri, söyleyişleri toplamak, onları bir an önce genel son müzik kurallarına göre işlemek gerekir. Türk ulusal müziği ancak bu yolla yükselebilir, evrensel müzikte yerini alabilir” (Uçan 1996).

        Cumhuriyetin kuruluş yıllarından günümüze kadar doğu müziği, şark müziği, Osmanlı müziği, saray müziği, divan müziği gibi çok çeşitli adlarla anılan Türk Klâsik Müziği’nin, ses sistemi, makam, usûl gibi temel özellikleri aynı olan (Türk) Halk Müziği’nden ayrı bir tür olarak düşünülemeyeceği bugün herkesçe kabul edilen bilimsel bir gerçektir.

        Türk Klâsik Müziği’nin Bizans, Arap, İran, Yunan veya daha başka bir toplumdan alınmadığı, tamamen Türk milletine ait olduğu da başta Hüseyin Sâdeddin Arel olmak üzere bir çok tarihçi ve müzikolog tarafından ortaya konulmuştur. Arel’in  “Türk Mûsikîsi Kimindir?”  adlı eseri bu konuda yapılan bilimsel çalışmaların en önemlisidir.       

        Prof. Dr. Gedikli 1993 yılında Karadeniz Teknik Üniversitesi Fatih Eğitim Fakültesi Müzik Eğitimi Bölümü’nün düzenlediği 1.Ulusal Müzik Eğitimi Sempozyumundaki bildirisinde bu hususta şöyle demektedir:       

        “Türk Halk Müziği bizim ama, sanat mûsikîsi Arap, Acem ve Bizans kökenli! türünden yanlış ve önyargılardan kurtulmuş bir öğretime kavuşulmalıdır” (Gedikli 1993).

        Prof. Dr. Uçan ise bu konuda şöyle demektedir:

        “Geleneksel Türk sanat müziğinin Osmanlılar’dan önce Selçuklular döneminde ve hatta ondan daha önceleri oluşmaya başladığı, İslâmlığın kabulünden önceki Orta Asya Türk devletleri dönemlerine kadar uzandığı, bugün artık (tüm) ilgililerce bilinen veya bilinmesi gereken bir gerçektir” (Uçan 1996).  

        Gökalp ve Atatürk’ün bu düşünceleri ışığında Cumhuriyet dönemi okul müzik eğitimi dağarcığı, içinde (Batı müziği ses sistemine göre yazılmış) birkaç türkü dışında tamamen Batı müziğinden oluşmuştur. Batı müziğinin halk tarafından benimsenip yaygınlaşması amacıyla orkestralar, konservatuarlar ve müzik yüksek okulları kurulmuştur.        

        “Cumhuriyetin ilk dönemlerinde tam bir kültürel değişim yaşanmıştır. Dünya edebiyatından çeviriler, Batı müziğinin takdimi ve bir süre için de olsa Türk müziğinin yasaklanması, hep bu çerçeve içindeki çabalardır. Bu amaçla, Batı müziği sistemine dayalı olarak konservatuarlar ve müzik yüksek okulları kuruldu. Kurulan bu okullarda temel felsefe, Batı müziğinin Türk toplumuna yayılmasıydı. (Sun, 1969, s.4)” (Akkaş 1997)   

        Akkaş, 1997 yılında Türk Müziği Dernek ve Vakıfları Dayanışma Konseyi’nin T.C. Kültür Bakanlığı’nın katkılarıyla hazırlamış olduğu 4. İstanbul Türk Müziği Günleri Türk Müziği’nde Eğitim Sempozyumu’nda GTSM’nin Türk müzik eğitimi programlarında yer alış durumunu şöyle özetlemektedir:    

          1. 1931 yılı Orta Mektep Müfredat Programı’nda GTSM’ne yer verilmemiştir.

        2. 1953 yılı Öğretmen Okulları ve Köy Enstitüleri Müzik Programı’nda GTSM’ne yer verilmemiştir. Bu programda Türk müziğine,

-  Tek sesli Halk türküleri, Batı tonlarında yazılmış halk ezgilerinin solfeji ve imlâsı
-  Tek, çift ve üç sesli halk türküleri,
-  Halk türkülerinin biçim şeklinde imlâsı şeklinde yer verilmiştir.

        3. 1957 yılı Müzik Eğitimi İlkokul Programı’nda GTSM’ne yer verilmemiştir.

        4. 1969 yılı İlkokul Müzik Programı’nda GTSM yer almamaktadır. Programda Türk müziği;          

-Çevrede söylenen ve çocuğa her bakımdan uygun türküler,
-Atatürk’le ilgili tarihi şarkılar, türküler, marşlar,
-Çeşitli konularda taklitli, taklitsiz şarkılar, türküler, oyun havaları,
-Tek ve iki sesli türküler,
-Değişik bölgelerin değişik karakterdeki uygun halk türküleri,
-Kahramanlık şarkıları, destan tarzında türküler,
-Türk halk müziğinin kullandığı belli başlı aksak ölçüler şeklinde yer almıştır.           

        5. 1971 yılı Orta Dereceli Okulların Birinci Devre Programı’nda GTSM’ne yer verilmemiştir. Programda Türk Müziğine,

-Öğrencilere kendi çevrelerinden başlayan tek ve çok sesli türkü dağarcığı kazandırmak,
-Bölgelerin halk türkülerine, çalgılarına, oyunlarına toplu bakış ve kısa bilgiler kazandırmak amacıyla yer verilmiştir.  

        6. 1986 yılı Ortaokul ve Lise Müzik Dersi Öğretim Programı’nda ilk kez GTSM’ne yer verildiği görülmektedir. Bu programda Türk ve Batı müziği %50 oranlarında yer almış ve şu konulara yer verilmiştir:                   

-Türk müziği usûlleri,
-Türk müziği çalgıları,
-Türk müziği imlâ çalışmaları,
-Türk müziği aralıkları,
-Dizi kavram
-Rast, Uşşak, Mahur, Hüseynî, Hicaz, Nihâvend, Acemaşîran, Sabâ, Karcığar, Sûznâk, Segâh, Hüzzam, Nikriz, Eviç, Hicazkâr ve Kürdîlihicazkâr makamları,
-Türk mûsikîsi tarihi
-Türk mûsikîsi edebiyatı
-Türk müziği formları
-Halk müziğinde ayaklar,
-Halk müziği formları ve usûlleri.         

        7. 1994 yılı İlköğretim Kurumları Müzik Dersi Öğretim Programı tezimizin konusunu teşkil etmektedir. GTSM’nin bu programdaki durumu sonraki bölümlerde ayrıntılarıyla ele alınacaktır. Programda Türk müziği, “Müziğimizde tür”, “Çevremiz ve müzik”, “Müziğimizde dizi, ton ve makam” ve “Ülkemizde, komşu ülkelerde ve Dünya’da müzik” üniteleri içinde,        

-Türk müziğinde dizi ve makam,
-GTSM’nde Rast, Hüseynî, Kürdî, Hicaz, Nihâvend ve Karcığar makamları,      
-GTSM’nde usûller,
-Türk halk müziğinde uzun hava ve kırık havalar,
-Türk müziği tarihi,
-GTSM’nin başlıca türleri ve çeşitleri konu başlıklarıyla ele alınmıştır.