|
İlk Öğretim Kurumları Müzik Dersi Programı'nda Geleneksel Türk Sanat Müziği Müfredâtı Üzerine bir Çalışma |
|
(Bölüm 4) |
|
İLKÖĞRETİM KURUMLARINDA MÜZİK EĞİTİMİ VE GELENEKSEL TÜRK SANAT MÜZİĞİ |
4.1. GTSM’nin İlköğretim
Kurumları Müzik Eğitimi’ndeki
Kültür, toplum içinde
insanları birbirleri ile uyumlu kılan; din, dil, tarih, gelenek ve sanat gibi
unsurların yarattığı değerlerin bütünüdür. Bir kültürü paylaşan
insanlar ancak uyum içinde yaşayabilir, bir düşünebilir, her türlü
zorluklara karşı birlikte mücadele edebilirler.
Klâsik (Türk Klâsik Müziği),
folklorik (Türk Halk Müziği), dini (Câmi ve Tekke Mûsikîleri), askeri
(Mehter Mûsikîsi) gibi aynı kökten uzanan dallarıyla Türk Müziği, Uzak
Doğu’dan Kuzey Afrika’nın en uç noktasına kadar geniş bir coğrafyada,
en az 25 asır gibi büyük bir zaman diliminde yer almış Türk Kültürü’nün
en önemli öğelerinden biridir.
Geçmişten gelen bu
sosyal miras, bugünün insanının yalnızca geçmişi ile bağları olmakla
kalmayıp, geleceğini de muhafaza edecek bir organik bütündür. Bu sebeple
her Türk çocuğunun bu millî kültürü tanıması, benimseyerek koruması,
geliştirerek yaşatması gerekir.
T.C. Anayasası’nın başlangıç
bölümünde şöyle denilmektedir:
“Her Türk vatandaşı,
Anayasadaki temel hak ve hürriyetlerden eşitlik ve sosyal adalet gereklerince
yararlanarak, millî kültür, medeniyet ve hukuk düzeni içinde onurlu bir
hayat sürdürme ve maddi ve manevî varlığını bu yönde geliştirme hak ve
yetkisine doğuştan sahiptir.”
Millî Eğitim Temel
Kanunu’nun Birinci Bölümünde Türk Millî Eğitimi’nin Amaçları başlığı
altındaki Genel Amaçlar arasında,
“Madde 2.1. Türk
Milleti’nin bütün fertlerini Türk Milleti’nin millî, ahlâkî, insanî,
manevî ve kültürel değerlerini benimseyen, koruyan ve geliştiren yurttaşlar
olarak yetiştirmek,”
yer
almaktadır. İkinci Bölümde Türk Millî Eğitimi’nin Temel İlkeleri başlığı
altındaki Atatürk İnkılâpları ve Türk Milliyetçiliği maddesinde ise,
“Madde
10. Her türlü eğitim faaliyetinde Atatürk İnkılâpları ve Anayasanın başlangıcında
ifadesini bulmuş olan Türk Milliyetçiliği’nin temel olarak alınacağı;
millî ahlâk ve millî kültürün bozulup yozlaşmadan kendimize has şekli
ile, evrensel kültür içinde korunup geliştirilmesine önem verileceği,”
öngörülmektedir.
Millî Eğitim Bakanlığı İlköğretim Kurumları Yönetmeliği de konuya ilişkin
hedefler göstermektedir. İkinci Kısımdaki Amaçlar ve Genel Esaslar sıralanırken,
“Madde 5.c. Öğrencinin
millî kültür değerlerini tanımasını, takdir etmesini, çevrede
benimsemesini ve kazanmasını sağlamak,
Madde 5.d.
Bulundukları çevrede millî kültürün benimsenmesine ve yayılmasına yardımcı
olmak,”
ilköğretimin
Amaçları arasında gösterilmiştir.
Aynı hususa İlköğretim Okulu Programı’nda da yer verilmektedir. İlkokulun
Eğitim ve Öğretim İlkeleri açıklanırken ilk maddenin ilk cümlesi şu
uyarı ile başlamaktadır:
“Madde 1.a. İlkokul, çocuklara
millî kültürü aşılamak mecburiyetindedir.”
Bu
uyarıdan hemen sonra ise:
“Madde 1.b. Okulda her derse, millî
hedeflere ulaşmak için birer vasıta olarak bakılmalıdır.”
görüşüne
yer verilerek, aralarında müzik dersinin de sayıldığı tüm sosyal
derslerde millî kültür ve tarihin tanıtılması ana ilke olarak gösterilmektedir.
Görülmektedir
ki, millî kültürümüzün en önemli unsurlarından biri olan GTSM’nin İlköğretim
Kurumları Müzik Eğitimi’nde yer alması yasalarca da önemle vurgulanan bir
zorunluluktur.
Prof. Dr. Gedikli,
GTSM’nin müzik öğretim programlarında yer almasının, müzik eğitiminin
rayına oturtulmasına önemli katkılar sağlayacağını vurgulamakta, bunun dışında
getireceği artıları da şöyle sıralamaktadır:
a) Kendi kültür ve toplumuna
yabancılaşmamış, çatışmalar ve çelişkiler içinde bocalamayan, dolayısıyla
kendisi ve toplumuyla barışık genç kuşaklar
yetiştirilmesine yardımcı olmak,
b) Kendi öz kültürü
ile sanatını ve tarihini doğru tanımış, bilinçli gençler yetiştirmek,
c) “Türk halk mûsikîsi
bizim ama sanat mûsikîsi Arap, Acem ve Bizans kökenli!” türünden yanlış
ve önyargılardan kurtulmuş bir öğretime kavuşmak,
d) İki ayağı
yere basan gerçekçi, müzik sanatına geniş bir açıdan ve nesnel bakabilen
gençler yetiştirmek,
e) Bu bilgilerin
ışığında yerini ve konumunu doğru değerlendirebilen komplekssiz genç kuşaklar
yetiştirebilmek,
f) Propaganda amaçlı
ve maksatlı dış etkilere karşı, gençleri doğru bilgilerle donatmak”
(Gedikli 1993).
Doç.
Yusuf Akbulut, Ulu Önder Atatürk’ün gösterdiği
“Çağdaş uygarlık düzeyine çıkmak”
hedefinin Türk Milleti için vazgeçilmez olduğunu, ancak bu hedefe Türk
Milleti’nin mutlaka kendi gerçeği ile ulaşabileceğini vurgulamaktadır.
Akbulut şu görüşlere yer vermektedir:
“Evrenselleşmenin ve çağdaşlaşmanın
vazgeçilmez şartı, geleneğin iyi bilinmesidir. Gelecekte müzik dünyamıza
evrensel bazda kazandırılacak üstün nitelikli müzik eserlerimiz, sahip olduğumuz
müzikâl iklimimizin soluğunu, sesini ve rengini taşıyacaktır” (Akbulut
1993).
Yener (1993), müzik eğitimi
sisteminde GTSM’nin yer almasının çağdaş eğitimin,
bilinenden-bilinmeyene, yakından-uzağa, çevreden-evrene ilkelerinin bir gereği
ve zorunluluğu olduğu fikrine yer vermektedir.
Türk
çocuğu kendini diğer milletlerin çocuklarından ayıran değerlere bugün belki dünden daha çok ihtiyaç duymaktadır. Bu
kimlik ihtiyacı her gün daha
fazla kendini göstermektedir. GTSM öğretimi, bizi biz yapan bu kültürel
unsurların sadece en önemlilerinden biri değil, diğerlerine de ulaştıracak
en önemli köprüdür.
4.2. GTSM’nin İlköğretim Kurumları Müzik Eğitimi’nde
Kullanılmasında Karşılaşılan Güçlükler
Önceki bölümden hatırlanacağı
gibi okul müzik eğitimi programlarında GTSM’ne, ilk kez 1986 yılında yer
verilmiştir. Ancak bu geniş türün okul müzik eğitiminde hangi kısmının,
hangi uygulama yöntemiyle yer alacağı konusunda yeterli çalışmanın yapıldığı
söylenemez. Bunda bu türe karşı cumhuriyetin ilk yıllarından günümüze
kadar süregelen önyargılı-olumsuz yaklaşımların payı vardır. (Çünkü
GTSM eğitimi ile ilgili kurumlaşma uzun süre sağlanamamıştır.)
Gerek 1986, gerekse de
1994 yılındaki programlar ve bu programlara göre hazırlanan ders kitapları
incelendiğinde bu konudaki çalışmaların eksikliğinden doğan sorunlar ve
bu sorunların beraberinde getirdiği uygulama güçlükleri hemen göze çarpar.
Bu programlara ilişkin inceleme ve tespitler sonraki bölümde ele alınacaktır.
Gerçek olan şudur ki, GTSM’nin okul müzik eğitiminde kullanılmasında bugün
önemli bir takım sorunlar ve güçlükler vardır.
Akbulut’a (1993) göre
bu güçlüklerin başında GTSM’nin programlarda yer almasına karşı halâ
süregelen şiddetli muhalefet ve tepkiler gelmektedir.
Bu tepkilerin bir kısmının,
bu programı bizzat uygulayacak olan müzik eğitimcilerinden gelmesi soruna ayrı
bir önem kazandırmaktadır. Müzik eğitimcilerinin bir kısmı, kendilerine
verilen tek yönlü eğitimin doğal sonucu olarak bu türün öğretilmesine
karşıdırlar. (Bu husus Millî Eğitim Bakanlığı tarafından yeni programın
uygulamaya konulması nedeniyle düzenlenen Hizmetiçi Eğitim Kursları’nda
Öğretim Görevlisi olarak yer aldığımız dönemde bizzat tarafımızdan da
gözlenmiştir.)
Şu anda okullarda bu eğitimi
yürütmekte olan müzik eğitimcilerinin büyük bir kısmı, GTSM hakkında
yeterli bilgi ve birikime sahip olduğu da söylenemez. Çünkü 1987-1988 öğretim
yılında açılan Selçuk Üniversitesi Eğitim Fakültesi Müzik Eğitimi Bölümü’nün
öğretim programında GTSM’ne yer verilene kadar müzik eğitimcisi yetiştiren
kurumlarda bu türün öğretimi yapılmamıştır. Bu açığı kapatmak amacıyla
düzenlenen Hizmetiçi Eğitim Kursları ise süre azlığı nedeniyle arzu
edilen neticeyi vermemiştir.
GTSM müfredatlarında
yer alan makam ve usûllerin seçiminin hangi kriterlere göre yapıldığı
anlaşılamamaktadır. Söz konusu müfredatların ses genişliğinin okul çağındaki
çocuklara uygunluğu, arıza işaretlerinin azlığı, repertuardaki eğitime
elverişli eserlerin çokluğu, toplam repertuardaki eser sayısı gibi temel
kriterlere göre yeterince incelemeye tâbi tutulmadığı görülmektedir.
Müfredatlarda GTSM kültürü
oluşturmak amacıyla, repertuardaki kriterlere uygun seçkin eserlere yer
vermenin yanı sıra, okul müzik eğitimi için ayrı bir eğitim müziği
repertuarı oluşturmanın zorunluluğu açıktır. Bu husustaki çalışmalar
da yeterli değildir.
Okul müzik eğitimi için
makamsal yapıda solfej parçalarına gereksinim duyulmaktadır. Bu konuda
herhangi bir çalışma yapılmamıştır.
Programlarda geleneksel
çalgıların öğretimi konusu yer almamaktadır. Okul müzik eğitiminde hangi
çalgının/çalgıların eğitimi yer alacaktır? GTSM
ve GTHM parçaları (Türk Müziği ses sistemine uygun olan) hangi çalgıyla
icrâ edilecektir? Bu sorular cevapsız bırakılmıştır.
Öğrenciler, müzik türleri
ve bu türlerin biçimleri (formları) ile ilgili seçkin örneklere nasıl ulaşabileceklerdir?
Örneğin bir GTSM korosunun icrâsını, bir peşrevi örneklendirmek nasıl mümkün
olacaktır? Bu sorular da cevapsızdır.
Müzik eğitimi için ayrılan
ders saatlerinin azlığı, diğer türlerin öğretimi için olduğu gibi, GTSM
öğretimi için de müfredatların tamamlanabilmesi açısından önemli bir
sorundur. Haftada bir saat gibi bir sürenin müziğin hiçbir türü için
yeterli olamayacağı açıktır.