ALİ RIZÂ SAĞMAN (1890-1965)

Merhum Hâfız Ali Rıza Sağman yalnız mûsikî hayatımızın değil, tüm kültür hayatımızın gizli kalmış değerlerinden biridir. Bestekâr ve hânendeliğinin yanı sıra özellikle dînî mûsikî sahasına derin vukûfiyeti onun sadece bir yönüdür. O aynı zamanda bir büyük tarihçi, felsefeci, ilâhiyatçı, edebiyatçı, araştırmacı ve yazar olarak kültür hayatımıza damgasını vurmuştur.

Son dönemde büyük bir heyecanla ve hayranlıkla okuduğum “Meşhur Hâfız Sâmi Merhum” adlı eseri, sadece Türk Mûsikîsi’nin gelmiş geçmiş en büyük icrâcılarından Hâfız Sâmi’nin bir biyografisi olmakla kalmamaktadır. Sağman bu kitapta genel anlamda bir Türk Mûsikîsi ses sanatçısının nasıl olması gerektiğini, Türk Mûsikîsi ses icrâcılığının niteliklerini ve inceliklerini anlatmakta; hatta nasıl dinlenmesi gerektiğini bile ortaya koymaktadır. Kitapta Hâfız Şaşı Osman, Hâfız Rızâ (Beşiktaş’lı), Hâfız Kemâl, Hâfız Süleyman (Karabacak), Hâfız Saadeddin (Kaynak), Hâfız Burhan (Sesyılmaz), Hâfız Cevdet (Soydanses), Hâfız Fahri, Hâfız Mecîd, Hâfız Ali (Yeraltı câmii hatîbi), Hâfız Cemâl (Aksaray’lı) gibi bir dönemin diğer meşhûr hâfız-hânendelerini objektif bir yaklaşımla bize tanıtarak, günümüzde eşine rastlamadığımız ve özlemini çektiğimiz sanat eleştirmenliğinin hârikulâde bir örneğini vermektedir. Eser, konservatuarlarda ve sanat topluluklarında yapılmaya çalışılan Türk Mûsikîsi Ses İcrâcılığı Eğitimi konusunda bir hayli faydalanılabilecek son derece kıymetli bir kaynak eserdir. Sizlere bu eserden hiç değilse belli bölümleri sitemizde sunmak arzusundayız.

Mediha Işık (Kızı) - Vâsıf Işık (Damadı)

Merhum Sağman hakkında daha fazla bilgi ve belge toplamak amacıyla 8-10 Eylül 2000 tarihleri arasında Kayseri’de ikamet eden tek çocuğu ve tek kânunî mirascısı Sn. Mediha Işık hanımefendi ve damadı Sn. Vâsıf Işık beyefendiyi evlerinde ziyaret etmek şerefine nâil oldum. Merhum Sağman’a ait her şeyin (en küçük bir kağıt parçası bile elden çıkarılmaksızın) büyük bir özenle korunmakta olduğunu görmek beni son derece duygulandırdı ve mutlu etti. Dâmadı emekli mâlî müşâvir Sn.Vâsıf Işık beyefendinin büyük bir duyarlılıkla hiçbir maddî karşılık gözetmeksizin yıllardır özveriyle yaptığı çalışmaların önemi, kaybettiğimiz nice değerler göz önüne alındığında daha çok anlaşılabilir.

Merhum Sağman’dan kalanların bir kısmı toplumun hizmetine sunulmak amacıyla ailesi tarafından TRT Kurumu’na, bir kısmı Yüksek İslâm Enstitüsü’ne ve kütüphânelere bağışlanmış. Ama elde daha pek çok basılmamış kıymeti hâiz eserler ve pek çok döküman var. Sağman hazînesi ilgilenecekleri bekliyor.

Bu biyografi Sn. Vâsıf Işık Beyefendi tarafından www.turkmusikisi.com sitesinde yayımlanmak maksadı ile tarafıma verilmiştir.

Sizlere merhum Hâfız Ali Rızâ Sağman’ı tanıtmak istiyoruz.

Timuçin Çevikoğlu

 
ALİ RIZÂ SAĞMAN (1890-1965) (Sultan Selim’li Hâfız Rızâ)
  1. Hayâtı
  2. Eserleri
  3. Mûsikî yönü
  4. Plâkları
  5. Özel Mektupları ve Yazışmaları

Hazırlayan: Vâsıf IŞIK

1) HAYÂTI

Mevlidhanlar ve Cevaba Cevabım adlı eserlerinde merhum biyografisini şöyle anlatmaktadır.

“1306 (1890) yılında Ünye kazasında doğdum. Babam o kazanın deppoy memuru Ömer Efendi idi. 1313’ te babamın yüzbaşılığa terfii ve tâyini sebebiyle gittiğimiz Giresun’da hıfzımı ve iptidaî rüştî tahsilimi ikmâl ettim. 1320’de İstanbul’a medrese tahsiline geldim. Fatih Camiinde meşhur ve şehidi mağfur İskilipli Âtıf Efendi’nin dersine oturdum. Yaz tatillerinde Giresun’a gittikçe Bayazıtzâde Hâfız Ali Efendi’den tecvid, maharic-i hurûf, aşere ve takrîb okuyup 1326’da icazetnâme aldım.

1908-1909 yıllarının doldurduğu hadiselerle Rönesans’a kavuştum. İstanbul’da Beyanü’l Hakk mecmuasında, Giresun’da Karadeniz gazetesinde yazılar yazmağa başladım. Çok aşırı olmamakla beraber İttihat ve Terakki’ye muhaliftim. Bu sebeple İttihat ve Terakki’nin tepmesine uğramak şerefine ermiş, 29 Mayıs 1329’da Sinop’a gitmek üzere Sirkeci rıhtımından hareket eden Sürgünler Vapuru (Bahricedit) ‘de bulunmak saadetine yükselmiştim.

“Haşerattan yenilen darbe hakîkatte kuzum,
Harp yerinde alınan yâreye benzer, severim.
Bu durum özge delildir ki: hamiyattârım
Ben bununla öğünür, yel olurum da eserim.”

Tam 27 ay Sinop’ta, 4 yıl Çorum’da sürgünlülük vazifesini hakkiyle îfâ eyledikten sonra Mondros Mütarekesi’nin imzalanması ve ittihatçıların memleketi mahv ile, koca imparatorluğun ipini çekmesi ve birer birer kaçmasından sonra İstanbul’a döndüm.

Dayanılmaz mâli sıkıntılara rağmen yarı kalan tahsilimi ikmâl için kazandığım imtihan sonunda Şahin Medresesi’nin son sınıfına girdim. Arabiye ve Edebiyat hocalığını merhum Mehmet Akif’in yaptığı bu medreseden mezun olduktan sonra Süleymaniye’nin imtihanını kazanıp bu muâllâ müessesenin Kelâm, Tasavvuf ve Felsefe şûbesine girdim. Buradan 1922 yılında ‘Aliyyü’l âlâ’ diploma aldım. 1342’de yazdığım tezden dolayı da üç ‘şâyân-ı takdîr’ e mazhar oldum. Bundan sonra İstanbul Hukuk Fakültesi’ne devama başladım. Üç yıl sonra ‘Âlâ’ derece ile bitirdim. Diplomam 1927- 1928 tarihli ve 2332 numaralıdır. Avukatlık stajımı da yaptım. Fakat adliyeye intisap etmedim, öğretim işini daha feyizli buldum. 1923 yılından bu güne kadar muhtelif okullarda, muhtelif derslerde muallimlik yaptım. Daruşşafaka, İran Okulu, Sen Mişel Fransız Koleji ve İmam Hatip Okulunda, İngiliz Erkek Lisesi’nde Umûmî Tarih, Türkçe, Din, Kur’an ve Kelam, Teoloji hocalığı yaptım.

Şâir değilsem de nâzımlığa yelteniyorum. Muhtelif mecmualarda diyânet, milliyet, insaniyet ve fazîlet mevzûlu nâçiz eserlerim çıkmıştır.

Çorum’da iken kânun çalmakla, bilahare Çarşamba’lı Hâfız Cemâl’den beste, şarkı gibi eserler geçmek ve usûl vurmayı öğrenmekle başladığım mûsikîye de azdan çoktan intisâbım var. Ses san’atından biraz anlayışım olduğu için kendime göre kompozitörlüğüm de bulunur. Matbû eserlerimin bazıları radyoda okunmaktadır. Elli Yıllık Türk Mûsikîsi adlı esere yazarı Mustafa Rona beyfendi bu âcizlerinin ismini ve resmini koymak lûtfunda bulunmuştur. Odeon Parlofon, Orfeon ve Kolombiya kumpanyalarına okunmuş ve neşredilmiş plâklarım vardır. Güfteleri ve besteleri bendenize aittir. Basılacak ve basılmış kırka yakın eserin sahibiyim. Nâçiz karakterimi meydana getiren bu vasıflar içinde beni en çok iftihara sevkeden hangisidir biliyormusunuz? Hâafızlığım. Bunun verdiği maddî şeref ve mânevî gıda diğerlerinin verdikleri ile kıyas kabul etmeyecek kadar bence fazladır.”

Tâhir-ül Mevlevî (Tâhir Olgun) - Ali Rızâ Sağman

Hafız Rıza Bey,13 Eylül 1965 tarihinde Karagümrük Nurettin Tekkesi Sokak No.67’ deki evinde kalp krizinden vefât etti. Çorum’da sürgündeyken evlendiği ve sâdece birkaç yıl evli kaldığı eşi Şerife Hûriye Hanım’dan olma kızı Mediha Işık’tan başka vârisi yoktur.

Sağlığında yaptırmış olduğu Edirnekapı’daki mezarında yatmaktadır. Mezarı 1948 yılında ölen annesi Ayşe hanımın mezarı ile ve bilahire 1981’de ölen boşanmış eşinin mezarı ile yan yanadır. Mezar taşına kendisi sağlığında (Bu mezar Muallim Ali Rıza Sağman’a aittir) ibaresini yazdırmıştır.

Ali Rıza Sağman’ın vefatının 1.yıldönümünde evinin bahçesinde bir anma töreni yapılmıştır. Merhum ömrü boyunca bu bahçedeki güllerle haşır neşir olurdu. Morundan pembesine, beyazından siyahına kadar yediverenlerin katmer katmer açtığı bu bahçeyi dostları ile ettiği sohbetler, okunan şiirler, geçilen şarkı ve gazeller renklendirirdi. Bu bahçe ayrıca bir üniversite idi. Müdavimleri arasında İsmail Hami Danışment, Ziya Uygur, Raif Ogan, Cevat Rifat Atilhan, Fazlı Akkaya, Kemâl Baykal, Zühtü ve Cemâl Oğuz Öcal beyler ve birçok dostları vardı. Necâti Aktürk, Cevdet Soydanses teklifsiz misâfirleri idi. Bu ev ve bu bahçede aktüel, dînî, ilmî ve edebî konular ele alınır, işlenirdi. Sohbet aralarını İran’lı dostlarının eksik etmediği Acem çayları tatlandırır ve geçilen değişik fasıllar renklendirirdi. Kemâl Baykal’ın yayından çıkan nağmeler, Necâti Aktürk, Zeki Sesli, Mahmut Hataylı, Nusret Yeşilçay, Hasan Akkuş, Hafız Gerede’nin gökkubbede çınlayan sedâları bu bahçede âbideleşirdi.

Saadeddîn Kaynak - Ali Rızâ Sağman

 

2) ESERLERİ

Kısmen basılmış ve kısmen de basılmamış olarak merhumun Kırkı mütecâviz eseri vardır. Bu eserleri ilmî, felsefî, edebî, dînî, tarihî konuları içermektedir. Bir kısmı da manzumdur.

Bunların dışında gazel, kasîde, na’t-ı şerîf türünde ve aruz vezninde manzûmeleri de mevcuttur.

Basılmamış eserlerinden çoğu Arapça harflerle, kendi el yazısıyla yazılmıştır. (Sadece Rûz-i Cezâ’nın 2.cildi ile Tecvid Külliyatı yeni harflerle daktilo edilmiştir.)

Ayrıca muhtelif kâğıtlara, defterlere yazılmış Arap harfli yazıları ve notları vardır. Muhtevâları henüz açığa kavuşturulamamıştır. En ufak parçasına kadar saklanmaktadır.

 

 

 

 

2.A)Basılmış Eserleri şunlardır

  1. İtikatsızlık ve Menşe’i (1912)
  2. Meşhur Hâfız Sâmi Merhum
  3. Fatih İstanbul’u Ne Şekilde Aldı? (2 cilt)
  4. İstanbul Hendekleri
  5. Hazreti Kuran Radyoda Okunabilir mi?
  6. Din adamları Nasıl Yetiştirilmeli?
  7. Mevlid nasıl okunur, Mevlidhanlar
  8. İslam Fütühatı (1954)
  9. Sağman Tecvidi
  10. Yeni Sağman Tecvidi
  11. İlaveli Yeni Sağman Tecvidi
  12. Rûz-i Cezâ (dînî, ahlâki, felsefî manzum)
  13. Kur’anın Türkçe’ye Tercümesi Karşısında Üç Profesör
  14. İstanbul’un Fethi Hakkında Bir Fetva
  15. Cevaba Cevabım
  16. Hazret-i Kur’anın Mealen Tercümesi (1980)

Hazreti Kur’anın Mealen Tercümesi, merhumun ölümünden sonra bastırılmıştır. Bu eserin basımını talebesi Mümin Çevik üstlenmiş ve 30.12.1976 tarihli sözleşmeden 4 yıl sonra basabilmiştir. Eser dip notlu olmasına ve çok değerli bilgileri ihtivâ etmesine rağmen basılı esere maalesef bu notlar konulmamış ve okuyucular bu değerli eserin büyük bir kısmından mahrum bırakılmıştır.

Manzûme türünde olanlar

Kendisi biyografisini anlatırken (şair değilsem de nâzımlığa yelteniyorum. Muhtelif mecmualarda diyânet, milliyet, insâniyet ve fazîlet mevzûlu nâçiz eserlerim çıkmıştır.) demiştir. Bunlar kasîde, gazel, na’t-ı şerîf türünde aruzla yazılmış eserler olduğu gibi hece vezinli sâde eserleri de vardır. Muhtelif gazetelerden genellikle Hür Adam’dan, Sebilü’r reşat mecmuasından, basılı kitaplarından alınarak bir klasörde daktilo edilerek toplanmıştır. Bunların adları şöyledir:

  1. Mahmut Celaîüddin Ökten’e (1959)
  2. Korkacaksan (Cevat Rifat Atilhan’a (1959)
  3. Gerçekler (1959)
  4. Hakkın Işığı Karşısında (1958)
  5. Mevlânâ Yortusu Münasebetiyle (1957)
  6. Menderes (1957)
  7. Minâre-Ezan, Çankulesi-Çan
  8. Fırtınalardan Sönmeyen Işık (1958)
  9. Cevat Rifat Atilhan’a (1959)
  10. Kur’an (1955)
  11. Nat’ı Şerif 1, 5 kıt’a (1949)
  12. Nat’ı Şerif “Yâ Muhammed”(1948)
  13. Nat’ı Şerif 2, 5 kıt’a (1949)
  14. Kasîde (1929)
  15. Na’t-ı Şerîf (1948)
  16. Münâcaat (1927)
  17. Münâcaat (1929)
  18. Mülammâ Kasîde (1925)
  19. Na’t-ı Şerîf (1926)
  20. Manzum Kıt’alar (1951)
  21. Manzum Kıt’alar (1950)
  22. Hâfız Sâmi’nin Mezarında (1948)
  23. Zaman Karşısında (1958)
  24. Manzûme (1953)
  25. Dünyayı Kana Boyayan Soysuza (1959)
  26. Kur’an-İslâm Âlemi (1959)
  27. Dinle Olaylar Karşısında (1965)
  28. Türkoğlu Dinle (1957)
  29. İlerici-Gerici (1965)
  30. Allah’a Sığındık (1954)

Not :

“Yâ Muhammed o büyük ismine hayran olurum,
Aktığın nur ile gönlümde huruşan olurum.”

kasîdesi bestelenmiş mevlid aralarında hafızlar tarafından okuna gelmiştir. Hâfız Cevdet Soydanses ve Hâfız Necâti Aktürk’ün seslerinden arşivimizde mevcuttur. 

2.B) Basılmamış Eserleri

Merhumun ölümünde yalnız başına oturduğu evindeki kitaplar, notalar, plâklar, tek bir kağıt parçası dahi zâyi edilmeksizin muhafaza edilmiştir. Oldukçe zengin bir kütüphânesi kalmıştır. Ancak kısmen Arap harfleri ile yazılı kitaplardan 119 adedi 30.9.1975 tarihinde Kayseri Yüksek İslam Enstitüsü’ne bağışlanmıştır. Bu kitapların adları ile tesellüm tutanağı ve enstitü yetkililerinin teşekkür yazısı saklıdır.

Hâlen mevcut Arap harfleri ile ve kendi el yazısı ile yazılmış, basılmamış eserler şunlardır.

  1. Rüz-i Cezâ’nın 2.cildi
  2. Allah’a Sığındık
  3. Sopalı Meşrutiyet Sürgünleri
  4. Menfasından Kaçan Sürgün
  5. Zavallı Melek
  6. Âgâh Bey ve Köse Kerim
  7. Ülkede Ülkü Kahramanları
  8. Varna Muharebesi
  9. İstanbul’un Bir Asırlık Meşhur Hâfızları
  10. Dinsizliğin İlmen İmhâsı
  11. Güneş Doğuyor
  12. İstanbul’un Fethi ve Kerkoporte Masalı
  13. Aşık Şemi’nin Aşk Hikâyesi
  14. İslâm’ın Revnâkını Solduran Âmiller
  15. İslam Evliya Akidesinin Özü
  16. Biz Kimiz?
  17. Akla Gelenler
  18. Hâmi Efendi’ye Mektup
  19. İsbât-ı Vâcib (tez)
  20. Sağman Tecvidi Külliyatı (88 sayfa)

Bu eserlerin bir kısmı (ilâveli yeni Sağman tecvidi) nin arkasına yazılıdır.

Bu eserlerden Rûz-i Cezâ’nın 2.cildi ile Allah’a Sığındık isimli felsefî ve dînî manzum eser daktilo edilmiş olarak basıma hazırdır. Diğerleri Ârap harfleri ile yazılmış ve yeni harflere çeviriye muhtaç bir durumdadır.

3) MÛSİKÎ YÖNÜ

Ali Rıza Sağman biyografisini anlatırken şöyle demekte idi: (Çorum’da iken kânun çalmakla, bilahare Çarşamba’lı Hâfız Cemâl’den beste, şarkı gibi eserler geçmek ve usûl vurmayı öğrenmekle başladığım mûsikîye de azdan çoktan intisâbım var. Ses san’atından biraz anlayışım olduğu için kendime göre kompozitörlüğüm de bulunur. Matbû eserlerimin bazıları radyoda okunmaktadır. Elli Yıllık Türk Mûsikîsi adlı esere yazarı Mustafa Rona beyfendi bu âcizlerinin ismini ve resmini koymak lûtfunda bulunmuştur. Odeon Parlofon, Orfeon ve Kolombiya kumpanyalarına okunmuş ve neşredilmiş plâklarım vardır. Güfteleri ve besteleri bendenize aittir.)

Ali Rıza Sağman’ın vefatında 120 civarında taş plağın mevcut olduğu görülmüştür. Taş plakların muhafazasındaki güçlük bir yana bunların TRT vasıtası ile değerlendirilmesi ve herkesin hizmetine sunulması düşünülmüştü. Bu maksatla TRT Müzik Dairesi Müdürlüğü’ne başvurulmuş, Tahir Engin İçöz ve Ergun Balcı’dan oluşan bir heyet evimize gelmişti. Bu heyete 23.03.1979 tarihinde 117 plak teslim edilmişti. Teslim edilenlerin nitelikleri ve sayıları şöyleydi:

  1. 39 adet A. Rıza Sağman’ın kendi sesinden
  2. 7 adet Merhum Hafız Sami’nin sesinden
  3. 6 adet Merhum Hafız Kemal’in sesinden
  4. 10 adet Tamburi Cemil Bey’in sazından
  5. 42 adet muhtelif san’atkarların sesinden
  6. 13 adet Ümmü Gülsüm ve sair Ârap san’atçıların sesinden

4) PLÂKLARI

Muhtelif zamanlarda radyoda (Arşivden Mikrofona), (Eski Sesler), (Hoş Sadâ) gibi programlarda Ali Rıza Sağman’la ilgili plâklar ve bizlerle yapılan kısa söyleşiler yayınlanmıştır. Beste ve güfteleri merhuma ait plakların bir kısmı şunlardır:

  1. Mülemmâ kasîde
  2. Reng-i ümmîdim söndü bu gece (Cevdet Soydanses’le birlikte)
  3. Yâ Muhammed, o büyük ismine hayrân olurum. “Ah gel şu yıllarca süren hicri utandır.”
  4. Saçıldı âleme rahmet (kasîde), “Arayı arayı bulsam izini (ilâhî)”
  5. Terk-i candır (mersiye), “Oldum elem-i cürmile (münacaat)”
  6. Ah görmemiş ismini “Dilâ hâlâ hemdem-i cânan olandan sor”
  7. Vay dağlar dağlar, “Cevher-i îmân ve dinsin”
  8. Kozalı gelin (Anadolu havası) “Ah benim bahtiyarım (Harput havası)”
  9. Vardım ki yurdundan ayağ göçürmüş “Bu gün ayın ondördü.”
  10. Mevlîd (Vefat bahri)
  11. Mevlîd (Velâdet bahri)
  12. Mümin Sûresi “Emene’r resûlü “
  13. Tâhâ Sûresi
  14. Kur’an okuma tekniği ve izahı
  15. Yusuf Sûresi
  16. Kasas Sûresi
  17. Mevlîd
  18. Terki Candır (takdimli)
  19. Ezan (5. 12. 1948)
  20. Salâ (20. 11. 1948), “Tâhâ Sûresi “
  21. Mümin Sûresi
  22. Tâhâ Sûresi
  23. Leükdimu biyevmil kıyame
  24. Mümin Suresi
  25. Şemi ümidim bu gece “Ah bir gel de şu yıllarca süren hicri utandır”
  26. Mevlîd (Ey Azizler) “Meded yâ ilâhe’l âlemîn”
  27. Zamanı var ki her bezmin anarsın
  28. Ah nice hasret “Akşam oldu yine bastı kareler”
  29. Terk-i candır “Şu yaralı kalbim olaydı”
  30. Bir bağlandı yine “Ah görmedim mislini”
  31. Derman arardım derdime “Çifte Telli”
  32. Ah meded ey
  33. Çanakkale Şehitleri’ne (mersiye) “Ana mezarında”
  34. Ah anam anam derdi gamından “Kement olmuş”
  35. Yusuf Sûresi
  36. Kıyâme Sûresi
  37. Bakara Sûresi
  38. Velâme Sûresi “Ah gönül mağlubu aşk olmuş”
  39. Kıyâme Suresi

5) ÖZEL MEKTUPLARI ve YAZIŞMALARI

Bu tür evrakları iki adet klasörde toplanmış, tarih sırasına göre sıralanmıştır.

Fotoğrafları özel albümlerde sergilenmektedir..

 

Ali Rızâ Sağman'ın şu anda arşivlerde bulunan eserlerinden bazıları

 

Makam

Form

Eserin Adı

Usûl

Acem Aşîran

Şarkı

Ehl–i dil ârâm eder ol yerde kim rağbetlenir

Ağır Evfer

Acem Kürdî

Şarkı

Gülsün emelim gel de şu hicrânı utandır

Sengin Semâî

Acem Kürdî

Şarkı

Ey gözleri şen yüzleri gülşen lebi handân

Türk Aksağı

Bestenigâr

Şarkı

Eyvah bu şeb ben yine dünyayı unuttum

Evfer

Ferahnâk

Şarkı

Gönlümde doğan nursun açan gonca–i gülsün

Evfer

Ferahnâk

Şarkı

Âteş aldım bilmedim bir âteş–i ruhsardan

Devr–i Hindi

Hüseynî

Şarkı

Feryâd edeyim ağlayayım, ağlayayım ben

Evfer

Hüseynî

Şarkı

Altın kâküllerine güller takın

Düyek

Hüseynî

Şarkı

Zülfün halkalanmış çıkmış meydana

Düyek

Hüseynî

Şarkı

Köylü kızı, köylü kızı

Curcuna

Karcığar

Şarkı

Beni üzme güzelim, nazı bırak, düğmeni sök

Ağır Evfer

Karcığar

Şarkı

Yeniden eski mahabbetleri tecdîd edelim

Evfer

Muhayyer

Şarkı

Geldi bir hâle gönül

Türk Aksağı

Nihâvend

Şarkı

firce bakıp din ile îmânımı çaldın

Yürük Semâiî

Sabâ

Şarkı

Zannederdim gönlümü şûha bağlarsam geçer

Sengin Semâî

Sabâ

Şarkı

z ile hırâm eyleyerek gel a gümüş–ten

Türk Aksağı

Tâhir

Şarkı

Dünyâda gözüm her neyi gördüyse o sendin

Evfer