DELLÂL-ZÂDE İSMAİL EFENDİ (1797-1869)

        Dellâl-zâde İsmail Efendi, 1797 yılında İstanbul'da, Fatih'in Sarıgüzel semtinde doğdu. Bir aşk macerasına adı karışarak saraydan uzaklaştırılan dellalı Mustafa Ağa'nın oğludur. İlkokul öğrenimini bulunduğu mahalledeki okulda tamamladıktan sonra, sahib olduğu olağanüstü ses güzelliği çevresinin dikkatini çektiğinden, bu yüzyılın büyük mûsikîşinası Dede Efendi'ye takdim edildi. Çocuktaki yeteneği sezen Dede Efendi, yaşı çok küçük olduğu için, on sekiz yaşına kadar Çilingir-zâde Ahmed Ağa ile bu öğrencisinin de öğrenimine özen gösterdi.

       Bu sıralarda Enderûn'da hoca olarak Dede Efendi ile Şakir Ağa gibi iki büyük mûsikîşinas bulunuyordu.  Çilingir-zâde ile İsmail Efendi'nin geniş oktavlı ve tiz sesleri vardı. Bir gün sarayda muhayyer sünbüle faslı okunurken Sultan II. Mahmud, hanendelerin arasında dik sesli bir hanendenin olmadığını görerek, dışarıda bulunan çıraklar arasında bu özellikte kimse varsa fasla alınmasını Dede Efendi'ye emretti. Dede Efendi de bu fırsattan yararlanarak bu iki öğrencisini 1815 yılında Enderûn'a aldırtmış oldu.

       Dede Efendi bu yetenekli öğrencisi ile yakından ilgilendi ve bu beraberlik on yıl kadar sürdü. Bir yandan dersler devam ederken, bir yandan da padişahın huzurunda yapılan küme fasıllarına katılıyor, çok etkili ve parlak bir sesi olduğundan, diğer hanendelerin seslerinin üstünde seyrediyor, II. Mahmud'un dikkatini çekerek "iltifat ve ihsanlara gark"oluyordu. O yıllarda küme fasıllarında Kadıasker Mustafa İzzet Efendi ile Musahib Said Efendi ney;Rıza Efendi, Mustafa Ağa, Ali Ağa keman;Numan Ağa, Zeki Mehmed Ağa, Mahmud Ağa, Necip Ağa, Keçi Ârif Ağa'nın tanbur çaldığı;Suyolcu-zâde Salih Efendi, Basmacı Abdi Efendi, Dede Efendi, Kömürcü-zâde Hâfız Efendi'nin hanende olduğu hatırlanırsa, Dellâl-zâde'nin nasıl bir ortamda yetiştiği anlaşılır.

       Enderûn'da bu şekilde yaşayıp giderken ünlü mûsikîşinas Hâşim Bey, Enderûn'a alınmış, eğitime ile uğraşması için Dellâl-zâde'ye teslim edilmişti.

Her nedense bir süre sonra Hâşim Bey Dellâl-zâde'nin çıraklığından alınarak Şakir Ağa'nın yanına verildi. İsmail Efendi bu olaya çok üzülmüş ve kırılmıştı. Bunu bir izzetinefis meselesi yaparak on bir yıllık saray hayatından ayrıldı.

       15 Haziran 1826 tarihinde Yeniçeri ayaklanması başlamıştı. Zorbalar iyice gemi azıya almış, padişah Sancak-ı Şerif'i çıkartmış, ancak saray dellâlları korkularından dışarı çıkamamış ve durum halka duyurulamamıştı. İşte tam bu sırada eli silah tutan halk toplanmış ve askerlerin de yardımı ile zorbaların hakkından gelinmiş, isyan bastırıldıktan sonra Dellâl-zâde'ye yeniden musahiblik verilerek saraya dönmesi sağlanmıştı.

       Bu olaydan sonra, Yeniçerilikle birlikte bu teşkilâta bağlı olan Mehterhâne kapatılmış, padişah İtalya'dan mûsikîşinaslar getirtmiş, Batı mûsikîsime önem verilerek Enderûn eski önemini yitirmişti. Ancak, yüzyılların getirmiş olduğu gelenekler içinde eski görevini bir ölçüde sürdürüyordu, sarayda yapılan fasılların eski ihtişamı kalmamış, Enderûn'un en seçkin öğrencileri Donizetti'nin emrine verilmişti. Bütün bu olaylar hem Dede Efendi'yi hem de Dellâl-zâde'yi fazlasıyle üzüyordu. Bu ve buna benzer düşüncelerin etkisi sonucu Dede Efendi, İsmail Efendi, Mutâf-zâde Ahmed Efendi padişahtan izin alarak Hac'ca gittiler. Dede'nin Mekke'de ölümü üzerine, Dellâl-zâde büyük acılar içinde İstanbul'a döndü ve Enderûn'daki görevine başladı. Sultan Mecid onu 1846 yılında Beşiktaş'ta kurulan Mızıka-i Humayûn'a hanende öğretmen olarak tayin etmiş, aynı zamanda Enderûn'daki görevini de sürüdürmüştü. Bu  padişahın saltanat yıllarında her ne kadar saray teşkilâtında oldukça değişiklik yapılmışsa da saray müezzinleri ve Enderûn hocaları eski görevlerinde kalmıştı.

       Dellâl-zâde, Çilingir-zâde Ahmed Efendi'nin ölümü üzerine 1862 yılında müezzinbaşılığa terfi ettirildi. Yedi yıl bu görevi yerine getirdikten sonra 1869 yılında ve yetmişiki yaşında, Beşiktaş Karakol sokağındaki evinde öldü;Yahya Efendi mezarlığında toprağa verildi.

       Dede'nin açmış olduğu bestekârlık çığırının en kudretli temsilcilerinden biridir. Rauf Yekta merhum, onun uslûb ve edasının hocası gibi olduğunu yazdıktan sonra, ayrıca dikkate değer bir özelliğinin de olduğunu ekler. Sadeddin Arel bu konuda bir gün-Şiirimizde zarafet ve belagat harikası olan Nedim gibi, Dellâl-zâde de eserlerinde zarafet ve güzellik yaratmıştır-sözleri ile belirlemişti. Sözün kısası Dellâl-zâde eserlerinin melodik kuruluş ve edasındaki zarafet ve güzellikleriyle, daima ustasının sağında yer almıştır.

       Rauf yekta Bey, bir zamanlar unutulmuş olan Karcığar makamının "İki turnam geliyor allı, karalı" güfteli şarkısı ile İsmail Efendi tarafından yeniden ihya edildiğini yazar. Büyük, küçük çeşitli makam, ritm ve formlarda bir çok eser bestelemiştir. Yegâh makamındaki iki murabbaı ile ağır ve yürük semâileri en nefis eserlerindendir. Karcığar makamını yeniden ihya ederek bu makamdan bestelemiş olduğu iki murabba ile iki semâi de en muvaffak eserleri arasındadır.

Bunlardan başka, sûznâk bestesi, şehnaz şarkısı ve diğer eserleri klâsik repertuarımızın en güzel eserlerini teşkil eder. Bilinen eserleri iki ilâhi, iki kâr, onüç beste, yedi ağır semâi, on yürük semâi, bir peşrev, bir sengin semâi, kırk şarkıdan ibarettir.

      Dellâl-zâde mûsikîden başka müneccimliğe de merak etmiş ve makamların her birine(Birer vakid terennüm tahsisi) ile uğraşmış ve bu yolda birçok denemelere girişmiştir. Padişahın huzurunda fasıl okunması irade olunduğu zaman saatine bakar, bir takım hesaplar yaptıktan sonra okunacak faslı  tayin edermiş. Hayatının sonlarında mûsikîmizin nazariyatı ile de uğraşmaya başlamış ise de bu yoldaki çalışmaları müsbet bir neticeye varamamış, mahdut kalmıştır.

Dellâl-zâde İsmail Efendi'nin halk mûsikîsini de sevdiğini , halk edebiyatı formunda şiirler yazdığını ve bunları halk mûsikîsi beste formlarına benzeyen bir uslûbla bestelediğini görüyoruz.

Mûsikîmize birbirinden güzel eserler kazandıran bu değerli bestekârımızı saygıyla ve rahmetle anıyoruz. . .

Hazırlayan:Tâhir AYDOĞDU

Kaynak:Türk Mûsikîsi tarihi. . . . . . . . . . Dr. Nazmi ÖZALP

 
Dellâlzâde İsmail Efendi'nin Eserleri
Makam Form Eserin Adı Usûl
Acem Aşiran Ağır Semai Aya şehenşah–ı taht–ı hümayun–ı zib–ı Osma Ağır Aksak Semai
Acem Aşiran Şarkı Ey şehenşah–ı melek–haslet ruhun pür–tab–ı Ağır Aksak
Acem Aşiran İlahi Güruh–ı enbiyanın serverisin ya Resulallah Düyek
Acem Aşiran Beste Hayatı cümleye şahım sürur–ı şevket–efzadır Zencir
Acem Aşiran Beste Şeh–ı genc–ı sehavetsin sen ey şah–ı kerem Ağır Hafif
Acem Aşiran Şarkı Ruh–ı alemdir kulub–ı nası hep mesrur eyleyen Devr–i Hindi
Arazbar–Buselik Şarkı Ey merdüm–i çeşm–i cihan Aksak
Bayati Şarkı Gördüğüm günden beri ey şivekar Düyek
Beste–Isfahan Şarkı Aşka düştüm çaresiz ben nagehan Ağır Aksak
Bûselik Şarkı Bana ol şuh gör neyledi Ağır Aksak
Bûselik Şarkı Gülzara gel ey gül'izar Ağır Aksak Semai
Bûselik Şarkı Sanırdım ey meh–ı nazım Düyek
Bûselik Ağır Semai Aya ne edem ol şeh–ı hubana hediyye Aksak Semai
Bûselik Yürük Semai Cefası aşıka yarin vefa değil de nedir Yürük Semai
Büzürg Şarkı Ey gülistan–ı letafet içre kaddin nev–nihal Ağır Aksak
Büzürg Şarkı İşte galdi nevbahar erişti yar Aksak
Büzürg Şarkı Ey serv–kaamet nazik–edasın Aksak
Dügah Şarkı Bilmiyorum noldu bu dem ey gönül Sengin Semai
Dügah Yürük Semai Hal–ı siyeh–ı gerden–ı nazik–terindedir Yürük Semai
Dügah İlahi Nideyim sabredebilsem dil–u can oda yanar Çifte Düyek
Evc Şarkı On kerre demedim mi sana dilber–ı didar Aksak Semai
Evc–Bûselik Şarkı Ey şah–ı şahan vey nur–ı yezdan Curcuna
Ferahnak Şarkı Olmadım ben dest–res manendine Aksak
Ferahnak Şarkı Zülfünü ruhsara dök sünbül gibi Ağır Aksak
Ferahnak Kâr Resm–ı sur oldu müheyya şad–u handan vakti Muhammes
Ferahnak Şarkı Künc–ı gamda ruz–u şeb dil bi–huzur Ağır Aksak
Hicaz Şarkı Meseldir söylenir dilde Ağır Aksak
Hicazkar Ağır Semai Ey şah–ı meydan–ı fesahat Aksak Semai
Hicazkar Şarkı Meseldir söylenir dilde Düyek
Hümayun Şarkı Ey dil–rubay–ı dil–şikar Ağır Düyek
Irak Tevşih Sultan–ı rüsul şah–ı mümeccedsin efendim Evsat
Isfahan Şarkı Seni her gördüğüm anda gönlüm aldırdım Aksak
Isfahan Yürük Semai O güzel gözlere hayran olayım Yürük Semai
Karcığar Beste İksir–ı gına hak–ı der–ı uzletimizdir Hafif
Karcığar Ağır Semai Ne dane vü ne dam–u ne sayyad gerektir Aksak Semai
Karcığar Yürük Semai Nihanı ol but–ı şirin–sühanla söyleşiriz Yürük Semai
Karcığar Beste Yıkıldı aşk ile abad gördüğün gönlüm Zencir
Mahur Şarkı Al yanına bir dil–nüvaz Aksak
Mahur Beste Haddeden geçmiş nezaket yal–u bal olmuş sa Çenber
Mahur Şarkı Gönül adlı bülbülüm var yar olmağa gül istiy Aksak
Mahur Yürük Semai Zehi safa ki yanımda o fitne–cu biledir Yürük Semai
Mâhûr–Bûselik Beste Aya ne edem ol şeh–ı hubana hediyye Zencir
Mâhûr–Bûselik Beste Kimseyi dil–teng–ı azar etme sultanlık budur Hafif
Mâhûr–Bûselik Ağır Semai Manend–ı ah kimse bana hem–nefes değil Sengin Semai
Mâhûr–Bûselik Yürük Semai Taht–gah eyleyeli gülşeni sultan–ı nesim Yürük Semai
Mâye Şarkı Ey bülbül–ı hoş–nağme–ı ser–agaaz Türk Aksağı
Muhayyer–Bûselik Beste Çekme zahm–ı dil içün merheme zahmet can Zencir
Muhayyer–Bûselik Beste Kamet–i yare nazar kıl nahl–i mevzun böyledir Ağır Hafif
Muhayyer–Bûselik Ağır Semai Kul olurdum halk–ı alem olmasa kulun eğer Aksak Semai
Muhayyer–Bûselik Yürük Semai Cevher gibi rizan olayım böyle gerektir bu Yürük Semai
Muhayyer Kürdi Şarkı Hayalin didede medhin dilde şahım Aksak
Müstear Yürük Semai Sana dil mah–ı tabanım yakıştı Yürük Semai
Nevâ–Bûselik Şarkı Ey menba–ı ihsab–ı ata şah–ı melek–zad Ağır Aksak Semai
Nevâ–Bûselik Şarkı Geldi eyyam–ı bahar–ı gulgule Ağır Aksak
Nühüft Ağır Semai Kimlerle meyan–beste–ı ağuş–ı meramdır Ağır Aksak Semai
Nühüft Yürük Semai Teng oldu gönül ah–ı dil–ı pür–şererimden Yürük Semai
Rast Şarkı Andelib–ı sahn–ı aşkaa gülşenim Düyek
Rast İlahi Bilirim bende sensin Allahım Sofyan
Rast Şarkı Seninle neşe–yabım ben Ağır Evfer
Rehâvi Kâr Sünbüli sünbüli sünbüli siyeh Muhammes
Revnâknümâ Beste O dil ki ne gam–u enduh–u ne melali tutar Zencir
Segah Şarkı Çok kıldı harab dilleri mamur nigahın Ağır Aksak Semai
Segah Şarkı Şema–ı maksudu yak Aksak
Suz–i Dil Şarkı Gönül burcunda ol mehdir Aksak
Suz–i Dil Şarkı Gücenmiş ol gül–ı gülzar Ağır Düyek
Suz–i Dilara Şarkı Şehenşahın cemalidir cihanı eyleyen pür–nur Düyek
Suzinak Şarkı Dedim ey gönül sultanı aman ey canımın can Aksak
Suzinak Beste Sinede bir lahza aram eyle gel canım gibi Devr–i Kebir
Şehnaz Şarkı Seyr eyleyip hüsnün şeha Düyek
Şehnaz Şarkı Etmedin bir lahza ihya hatır–ı viranımı Ağır Devr–i Hindi
Şehnaz–Buselik Şarkı Ey kadd–ı bala aladan ala Sofyan
Şehnaz–Haveran İlahi Güruh–i enbiyanın serverisin ya Resulallah Nim Evsat
Tahir Şarkı Ben sana mecbur olmuşum gel yavrucağım Aksak
Uşşak Şarkı Muntazırdır sana uşşak gel güzelim Aksak
Yegâh Ağır Semai Benim afet–ı cihanım Aksak Semai
Yegâh Ağır Semai Cefay–ı tali–ı na–sazkarı benden sor Aksak Semai
Yegâh Şarkı Sen ettin kendine efkende gönlüm Aksak
Yegâh Şarkı A benim gözüm nuru cilveli yarim Aksak
Yegâh Beste Gönül ki aşk ile pür sinede hazine bulur Zencir
Yegâh Beste Bir haber gelmedi aram–ı dil–u canımdan Hafif
Yegâh Ağır Semai Piyale elde nedem bezmime habib gelir Aksak Semai
Yegâh Şarkı Ben olurum sana bülbül efendim Aksak
Yegâh Yürük Semai Bülbülüm bir güle kim şevkimi efzun eyler Yürük Semai
Zengüle İlahi İnile ey dertli gönül inile Düyek
Tarz–ı Nevin Saz Semai Tarz–ı Nevin Saz Semaisi Aksak Semai
Tarz–ı Nevin Peşrev Tarz–ı Nevin Peşrev Hafif