|
|
| Şevki
Bey 1860 yılında Fatih'te, Kumrulu mescit semtinin Pirinççi
Mahallesi'nde doğdu. Babası tarakçı Ahmed Efendi'dir. İlk öğreniminden
sonra Rüştiye'ye devam etti ve buradan mezun oldu. Sesinin güzelliği
ve mûsikî yeteneği dikkatleri çekerek
Mızıka-i Humayûn'a alındı.
Burada bulunan hocalardan, özellikle o yıllarda aynı yerde öğretmenlik
yapan Hacı Ârif Bey'den yararlanarak mûsikîmizin
pratik yönüne ait esaslı bilgi elde etti. Ustalaştıktan sonra sarayın
fasıl topluluğunda hanendelik
yapmaya başladı. Daha sonra sarayın
disiplinli hayatından sıkılarak istifa etmiş ve saraydan ayrılmıştır.
Bundan sonra ölümüne kadar "Gümrük Nezareti"nde kâtiplik
yaptı. Yakın bir geçmişte yaşamış olmasına rağmen hayatı hakkındaki
bilgilerimiz çok sınırlıdır. Yakın arkadaşı olan Ahmed
Rasim Bey bile, birkaç paragrafın dışında
geniş bilgi vermemiştir. Anlatıldığına göre ölümünden üç gün
önce yeni yaptırdığı bir takım elbise giymiş, resim çektirmiş.
Buradan sonra da yakın dostu olan Beylerbeyli Gümrükçü Rahmi Bey'in
evine gitmiş ve aynı gece 18 Temmuz 1891 tarihinde, daha
otuzbir yaşında kalp durmasından ölmüştür.
Ertesi gün cenazesi kalabalık bir toplulukla kaldırılarak,
Beylerbeyi ile Kuzguncuk arasında bulunan Nakkaşbaba Mezarlığı'na
defnedilmiştir. Ölümünden sonra o zamanki İstanbul
gazetelerinde şu haber yayınlanmıştır:"Hanende-i
Şehir Şevki Bey Cumartesi gecesi, Beylerbeyi'nde Gümrükçü
Rahmi Bey'in hânesinde kalp sektesinden öldü. Mûsikîde üstad,
fakat mest-ü müdâm idi. "
". . . Şevki Bey'e karşı olan bağlılığını onun ölümünden sonra da devam ettiren Mehmed Hafid Bey olmuştur. Şevki Bey sağlığında şarkılarının güftelerini formalar halinde ve muhtelif isimler altında neşretmişti. Bu formaların gördüğü rağbet üzeine bütün eserlerinin güftelerini, (Yadigâr-ı Şevki yahut Mahsul-i Tabiat) namı altında bastırmak emelinde idi;fakat ölümü buna engel olmuştu. Hafid Bey, Şevki Bey'in bu arzusunu yerine getirdi;onun bestelediği bütün güfteleri o isim altında neşretti. Elde edilen kazançla zavallı Şevki Bey'in kötü bahtlı, ihtiyar ana ve babasını maddî sıkıntıdan kurtarmaya çalıştı. . . Kabrine taş diktirtti. Bu taşın üzerindeki kitâbe, Hafid Bey'in Şevki'nin ölümüne ağlayan mersiyesinden bir parçadır. O devir şairlerinden Reşad Paşa,
Nakaratlı bir şarkı ile samimi ızdırabını göstermeye çalışmış ve meşhur Santurî Edhem Efendi de,
diye ömrünün sonuna kadar yanmıştı. Recaizâde Mahmud Ekrem Bey'in yazdığı ve Rahmi Bey'in Bayati makamında bestelediği "Şevki yok"redifli şarkının da Şevki Bey için söylendiği ileri sürülür. Birkaç eser bestelemiş olan Tarakçı-zâde Mustafa Servet Efendi Şevki Bey'in ağabeyi, Vecihe Daryal'ın ilk kânun hocası Nazire Hanım ise Servet Efendi'nin kızı ve Şevki Bey'in yeğenidir. Otuzbir yıllık bir hayat süren Şevki Bey hep rindane yaşadı. İçki alışkanlığı belki de bu kısa süren ömrün başlıca etkeni olmuştur. Ahmed Rasim Bey çok soğuk ve karlı bir kış günü tenha bir sokaktan geçerken, "bir don bir gömlek"soyulmuş ve sokağa atılmış bir kişiyi gördüğünü, yanına yaklaşınca hanende Şevki Bey olduğunu anlayarak sırtlayıp evine götürdüğünü anlatır. Şevki Bey'in mûsikîde ilk hocası, Ticaret ve Nafıa Nezareti kâtiplerinden Necmeddin Bey'dir. Onun asıl üstadı ünlü bestekâr ve hanende Hacı Ârif Bey olmuştur. Bu nedenle hocasının bestekâr kişiliğinin bütün inceliklerini kavramıştır ve onun devamı olduğu kabul edilir. ". . . Şevki Bey son yüz senenin yetiştirdiği en büyük şarkı bestekârlarından biridir. Hocası Hacı Ârif Bey'in şarkı bestekârlığında açtığı çığırı genişleten, tamamlayan ve bunu erişilmez yüksekliğe ulaştıran Şevki Bey olmuştur. Suphi Ezgi'nin Türk Mûsikîsi'nin nazariyelerinden bahseden kıymetli eserinin üçüncü cildinde, çeşidi yirmi beşi bulan şarkı şekillerine dair verdiği örneklerin bir kısmını Şevki Bey'inkiler teşkil eder ki, bunlarda ve diğerlerinde görülen ses, usûl, geçki gibi ses mimarimize ait husûsiyetler onun yaratıcı kudretinin eşsizliğine birer delildir. " "Bilhassa bir (Lied) halindeki bir güftenin baş tarafına koyduğu (Türkmen Yolunda) sözü, onun halk zevk ve sanatına ne kadar değer ve önem verdiğini ve mübarek Anadolu'muzun güzelliklerini yudum yudum tattırmaya ne kadar teşne olduğunu gösterir. " Şevki Bey şarkılarında, sözle sesin uyuşup kaynaşmasını, meselâ şu çok meşhur hüseyni şarkıda olduğu gibi, titiz ve hassas bir itina ile başarmıştır:
Bu manzumedeki ebedi bir ayrılığın verdiği heyecan ve teessür, sözden ziyade sesler arasında çırpınır durur. Şevki Bey'i şarkılarında gösterdiği şu harikulâde hususiyetleriyle, kendisinden altmış sene evvel ölmüş modern Lied'in yaratıcısı Schubert'e benzetebiliriz. O da Schubert gibi hislerinin bütün sıcaklığını , inceliğini, şarkılarıyla terennüm etmiş, altıyüz'e yakın şarkı bestelemiş ve nihayet o da Schubert gibi gene genç yaşında hayatının otuzuncu yılında ölmüştür. Böylece mûsikîmizde kendine özgü bir dekor yaratarak "asil ve ince zevkini kazandığı hocası Hacı Ârif Bey'in şarkiyat vadisinde açtığı zengin dekorlu mektepten esaslı feyz alan Şevki Bey, eserlerinde yalnız kendi zevkine, rakîk uslûbuna ve hüsnitabiatına bağlı kalmıştır. Onun içindir ki, zat-ı tabiatından doğan eserlerinde bir kibarlık ve asalet vardır. Hepsi şarkı olan eserlerindeki kompozisyon tekniğini, yâni ritm uyumu, usûl değişikliği ve özellikle geçkiler yönünden her bestekâra nasib olmayacak bir biçimde geliştirmiştir. Şevki Bey muhtelif makamlarda yüzlerce şarkı bestelemiştir. Yalnız Uşşak makamından iki yüz'den çok eseri vardır ki, bir makam çerçevesi içinde birbirine benzemeyen bu kadar eser besteleyebilmek ancak müstesna bir kabiliyetin işidir. Bu özellik bir başka bestekârda yoktur.Şevki Bey eserlerine söz olarak Recai-zâde Ekrem Bey, Muallim Naci, Hafid Bey, Mehmed Sadi Bey, Reşad Paşa gibi şairlerden başka, "birçokları da edebiyat tarihimizde hiçbir iz bırakmamış şairlerin eserleri arasından seçilmiştir. Çoğu bir acının , bazen bir sevincin hattâ bir düşüncenin donuk ve tutuk birer ifadesi olan bu manzumelerdeki heyecan ve mânâlar, onun melodileri ile canlanmış, daha tesirli bir mahiyet almıştır. Bu güfteler arasında çeşitli şiir şekli ve vezinle yazılmış olanlara da rastlanır. . . Bestekârlık yeteneğinin çok güçlü olduğu, yarım saatte bir beste, hatta günde sekiz-on eser bestelediğinin olduğu söylenir. Böylece bin kadar eser bestelediği halde, bunların çoğu kendisi tarafından bile unutulmuştur. Nitekim Şevki Bey ölümüne yakın bir tarihte,
demiştir. Yaşadığı sürece belirli çevrelerin dışında pek tanınmamıştır. Bu kadar verimli bir bestekâr olması bazı eleştirilere de neden olmuştur. Çok iyi hanende olduğunu, temiz ve güzel uslûbunu çeşitli kaynaklar belirtmektedir. Bir süre lavta çalmaya çalıştığını, fakat başarılı olamadığını, "Kira ile aldığım lavta'yı parçaladım. Ne yapayım akordu elimle, mızrabım kirişi ile, nağmeleri sesimle bastıramadım"dediğini Lemi Atlı naklediyor. Otuzbir yıllık bu genç ömrün, on yıllık süresi içinde ortaya koymuş olduğu bin eserden günümüze bir beste, bir yürük semai olmak üzere ikiyüzon'a yakın şarkısı gelebilmiştir. Mûsikîmize birbirinden güzel eserler kazandırmış bu değerli bestecimizi saygıyla ve rahmetle anıyoruz. . . Hazırlayan:Tâhir AYDOĞDU Kaynak:Türk Mûsikîsi Tarihi. . . . . . . . . Dr. Nazmi ÖZALP
|
|
Şevki Bey'in Eserleri |
| Makam | Form | Eserin Adı | Usûl |
|---|---|---|---|
| Bayati | Şarkı | Emel–ı meyl–ı vefa sende de var bende de var | Sofyan |
| Bayati | Şarkı | Bir katre içen çeşme–i pür hun–i fenadan | Ağır Aksak |
| Dügah | Şarkı | Tahammül gitti elden serv–ı nazım | Aksak |
| Hicaz | Şarkı | Açma ciğer–gahıma ok yaresi | Yürük Semai |
| Hicaz | Şarkı | Arz eylesem canım başa geleni | Curcuna |
| Hicaz | Şarkı | Aşkımız uğruna rıza nideyim | Aksak |
| Hicaz | Şarkı | Bahtım ne zaman yar olacaktır bana bilmem | Aksak |
| Hicaz | Şarkı | Bezm–ı pür–nur–ı cemalin ile pür–kab edelim | Aksak |
| Hicaz | Şarkı | Bir gülün oldu esiri dil–ü canım ezeli | Curcuna |
| Hicaz | Şarkı | Bir vakt idi ben Kulzüm idim cuş ile taşdım | Ağır Aksak |
| Hicaz | Şarkı | Bozuldu revnak–ı bağ–ı baharım | Curcuna |
| Hicaz | Şarkı | Canan beni yad etmiyor | Curcuna |
| Hicaz | Şarkı | Canım senin olsun beni canın gibi sakla | Aksak |
| Hicaz | Şarkı | Demdir ki gönül yar–ı dilarasını ister | Aksak |
| Hicaz | Şarkı | Derdim gibi bir derde giriftar olan olmaz | Aksak |
| Hicaz | Şarkı | Etme mecnun aşık–ı mecburunu | Aksak |
| Hicaz | Şarkı | Etmesin avdet melal–ı intizar | Devr–i Hindi |
| Hicaz | Şarkı | Ey dil diyemem yar bana yar olsa nolurdu | Aksak |
| Hicaz | Şarkı | Ey melek–sima beni lutfunla handan eyledin | |
| Hicaz | Şarkı | Hüsnüne söz var mı gaayet anlısın | Aksak |
| Hicaz | Şarkı | İltifat eyle bana yırtayım artık kefeni | Aksak |
| Hicaz | Şarkı | Sakıy kerem et teşne–dile bade erişdir | Aksak |
| Hicaz | Şarkı | Saye–ı diğer gözetmem müstezel yar iken | |
| Hicaz | Şarkı | Şeb–ı vuslat sabah erdi figaan | Düyek |
| Hicaz | Şarkı | Tar–oldu gam–ı firkat ile şimdi cihanım | Aksak |
| Hicaz | Şarkı | Yar mahzun gönlümü şad eylesin | Aksak |
| Hicaz | Şarkı | Yüzünü görmeyeli hayli zamandır | Aksak |
| Hicaz | Şarkı | Zann–etme der–ı meykedeyi neşe–feşandır | |
| Hicaz | Şarkı | Kış geldi firak açmadadır sineme yare | Aksak |
| Hicaz | Şarkı | Bir tarafdan yakıyor gönlümü hicran elemi | Aksak |
| Hicaz | Şarkı | Zannım bu ki cana beni kurban edeceksin | Aksak |
| Hicaz | Şarkı | Ülfet etsem yar ile ağyare ne | Sengin Semai |
| Hicaz | Şarkı | Gam–ı alem beni her an safa vu neşe–yab ey | Aksak |
| Hicazkar | Şarkı | Ara vermez derd–ı mihnet birbirin takıyb–ed | Düyek |
| Hicazkar | Şarkı | Bais oldu çeşm–ı mestin aşıkın berbadına | Curcuna |
| Hicazkar | Şarkı | Beni incitme ey ruh–ı revanım | Aksak |
| Hicazkar | Şarkı | Dü çeşm–ı mestin | Curcuna |
| Hicazkar | Şarkı | Ey bana cevr–ı felek isnad eden | Aksak |
| Hicazkar | Şarkı | Merhamet kılma dil–ı naşadıma | Düyek |
| Hicazkar | Şarkı | Öyle şad oldum ki saki sunduğun bir cam ile | Ağır Aksak |
| Hicazkar | Şarkı | Reşk–eder gülşende sünbüller güle | Ağır Aksak |
| Hicazkar | Şarkı | Sineni sar sine–ı sad–pareme çare | Curcuna |
| Hicazkar | Şarkı | Ta–be–key hicrinle giryan olayım | Aksak |
| Hicazkar | Şarkı | Zatını tebrik edip tazim için ey Şehryar | Ağır Aksak |
| Hicazkar | Şarkı | Gönlümü duçar eden bu hale hep | Devr–i Hindi |
| Hümayun | Şarkı | Aşkın eser–ı suzişine can acımaz mı | Aksak |
| Hümayun | Şarkı | Demem cana beni yad et | Curcuna |
| Hümayun | Şarkı | Hal–ı nez–imde acırsın sevdiğim dinle beni | Aksak |
| Hümayun | Şarkı | Hiç soran yok hatır–ı na–şadımı | Aksak |
| Hümayun | Şarkı | Sen bu yerden gideli ey saç–ı zer | Aksak |
| Hümayun | Şarkı | Şu bezmin revnakıyle pür–safayım | Devr–i Hindi |
| Hümayun | Şarkı | Niçin şeb–ta–seher ben zar–zarım | Aksak |
| Hüseyni | Şarkı | Ağla sevdiceğim gül ruhlerinle | |
| Hüseyni | Şarkı | Beni candan sevene yar olurum | Aksak |
| Hüseyni | Şarkı | Çekmesin endişe gönlüm iftirak–ı atiye | Ağır Aksak |
| Hüseyni | Şarkı | Eller ile ol yari görünce bakakaldım | Curcuna |
| Hüseyni | Şarkı | Ey aşık bela–yı canım oldun | Aksak |
| Hüseyni | Şarkı | Gönül düştü yine bir dil–figare | Curcuna |
| Hüseyni | Şarkı | Hicran oku sinem deler | Türk Aksağı |
| Hüseyni | Şarkı | Kakülün oldu esir–ı dil–ü canım ezeli | Curcuna |
| Hüseyni | Şarkı | Ruhsarına gisuları döktün taramazsın | Aksak |
| Hüseyni | Şarkı | Serde sevda dilde gam sinemde peykan–ı ked | Ağır Aksak |
| Hüseyni | Şarkı | Nedir bu haletin ey meh cemalim | Curcuna |
| Hüseyni–Zemzeme | Şarkı | Şu bezmin revnakıyle pür–safayım | Aksak |
| Hüzzam | Şarkı | Böyle tırıl ne kalayım | Curcuna |
| Hüzzam | Şarkı | Çekerim cevrini çekmem ben yine şanına yu | Aksak |
| Hüzzam | Şarkı | Dil–fikarım halini bildir bana | Curcuna |
| Hüzzam | Şarkı | Küşade taliim hem bahtım uygun | Curcuna |
| Isfahan | Şarkı | Ağlamaktan fer mi kaldı didede | Sofyan |
| Isfahan | Şarkı | Ağlasam subh–u mesa vardır yeri | Sofyan |
| Isfahan | Şarkı | Aşkına dil efkendedir | |
| Isfahan | Şarkı | Bir küheylan at gerektir gönlüm ile yarışa | Sofyan |
| Isfahan | Şarkı | Bir meclisde gördüm seni kaşlarından bildim | Düyek |
| Isfahan | Şarkı | Suziş–ı aşkın yürekler dağladı | Sofyan |
| Isfahanek | Şarkı | Melul mahzun şu yerlerde dururum | Curcuna |
| Karcığar | Şarkı | Bir büt–ı İsa ki şuh–ı bi bedel | Curcuna |
| Karcığar | Şarkı | Bu yosmalık geçer bu çağ değişir | Müsemmen |
| Karcığar | Şarkı | Emel–ı aşk–u safa sende de yok bende de yok | Sofyan |
| Karcığar | Şarkı | Yarimle şu şeb tenhaca kaldım | |
| Kürdilihicazkâr | Şarkı | Duyup ahvalimizi halk–ı cihan | Aksak |
| Kürdilihicazkâr | Şarkı | Harab oldu yerim yurdum otağım | Sofyan |
| Kürdilihicazkâr | Şarkı | İhtihar eyler seninle evc–ı eflak–ı sema | Düyek |
| Kürdilihicazkâr | Şarkı | Merhamet kılma dil–ı naşadıma | |
| Kürdilihicazkâr | Şarkı | Yandım ateşlere ey meh seni gördüm göreli | |
| Kürdilihicazkâr | Şarkı | Safvet–ı aşkım bilip ey gül–tenim | Aksak |
| Mahur | Şarkı | İftihar eyler seninle evc–ı eflak–ı sema | Sofyan |
| Muhayyer | Şarkı | Alam–ı aşkın yok müntehası | Sofyan |
| Muhayyer | Şarkı | Be–hey dilber nidersin sen | Aksak |
| Muhayyer | Şarkı | Bence halkın sözleri efsanedir | Aksak |
| Muhayyer | Şarkı | Bilirken ben seni candan severken | Aksak |
| Muhayyer | Şarkı | Bir bela–keş aşık–ı sadık değil de ya neyim | Aksak |
| Muhayyer | Şarkı | Eyleyip mahfice ey dil ittifak | Aksak |
| Muhayyer | Şarkı | Gönülde dağ–ı hicrandan eser var | Aksak |
| Muhayyer | Şarkı | Harab–abade geldim ruy–ı rahat görmedim | Aksak |
| Muhayyer | Şarkı | Hüsnüne söz var mı gaayet anlısın | Aksak |
| Muhayyer | Şarkı | Mest olan cam–ı ezelden gayrı sahba istemez | Ağır Aksak |
| Muhayyer | Şarkı | Ol gonca dehen bir gül–ı handan olacaktır | Curcuna |
| Muhayyer | Şarkı | Revadır bu dil–ı zarın figanı | |
| Muhayyer | Şarkı | Safa camın süzersin sen | Sofyan |
| Muhayyer | Şarkı | Sanki geldim de ne buldum bu harab–abade | Aksak |
| Muhayyer | Şarkı | Ta nice hicr ile giryan olayım | Aksak |
| Muhayyer | Şarkı | Bıçak düşmez belinden | Aksak |
| Muhayyer | Şarkı | Şeb–ı yelda–yı hicran içre kaldım | Aksak |
| Müstear | Şarkı | Söyle ey dil bais–ı şadın nedir | Aksak |
| Nevâ–Kürdî | Şarkı | Ateş bıraktın canıma bak nale vu efgaanıma | Devr–i Hindi |
| Nevâ–Kürdî | Şarkı | Safay–ı alemi bildim ne imiş | Düyek |
| Nihavend | Şarkı | Ey şeh–ı efham cülusundan gelince bu deme | Düyek |
| Nihavend | Şarkı | Hayalin gitmiyor cana gözümden | Curcuna |
| Nihavend | Şarkı | Hayli demdir sen bana göstermedin dildarım | Aksak |
| Nihavend | Şarkı | Hüsnüne sükker demek te söz müdür | Aksak |
| Nihavend | Şarkı | Kalmadı sabrım hasrete cana | Sengin Semai |
| Nihavend | Şarkı | Neler çektim zaman dilberlerinden | Aksak |
| Rast | Şarkı | Bir goncaya bir hare nigah eyledi bülbül | Aksak |
| Rast | Şarkı | Canım aziz olmazdı tende aşk–ı cana olmasa | Aksak |
| Rast | Şarkı | İnkar edersin sevdiğin | Aksak |
| Rast | Şarkı | Mihnet şereri açtı ciğer–gahıma dağlar | Düyek |
| Rast | Şarkı | Nice yar–olsun muvafık taliim yar olmadı | Aksak |
| Rast | Şarkı | Nedendir bu dil–ı zarın figanı | Curcuna |
| Saba | Şarkı | Çün bahar eyyamı oldu geldi yaz | Aksak |
| Saba | Şarkı | Müşg–ı zülfünden ararken tali–ı avaremi | Ağır Aksak |
| Saba | Şarkı | Terkedip gittin beni ey nazlı yar | Devr–i Hindi |
| Saba | Şarkı | Uğra ey bad–ı saba cananıma | Aksak |
| Saba | Şarkı | Mey içerken düştü aksin camıma | Ağır Aksak |
| Segah | Şarkı | Gam–dideleriz sakıy sun bir dolu kab olsun | Aksak |
| Segah | Şarkı | Sevdi yine bir cazibeli serv–edayı | Aksak |
| Segah | Şarkı | Yandı ciğerim çıktı göğe ah–u figaanım | Curcuna |
| Suzinak | Şarkı | Afet misin ey şuh–i ser–efraz–ı zamanım | |
| Suzinak | Şarkı | Ateş–ı firkatla sinem dağlayım | Curcuna |
| Suzinak | Şarkı | Bahar geldi biz şu yerde duralım | Curcuna |
| Suzinak | Şarkı | Cam–ı aşkın içtim oldun derdnak | Ağır Aksak |
| Suzinak | Şarkı | Huban–ı cihansın arama kendine akran | |
| Suzinak | Şarkı | Ruz–u şeb ah eylerim ağlarım en | Müsemmen |
| Suzinak | Şarkı | Sevdiğim pek küçüktür yaramaz | Curcuna |
| Şevk–Efza | Şarkı | Dilriş–u ciğer–hun olalı hayli zamandır | Ağır Düyek |
| Şevk–Efza | Şarkı | Kalbimde saklı yarin hayali | |
| Şevk–Efza | Şarkı | Olmuyor bilmem güzellerde vefa | Aksak |
| Şevk–Efza | Şarkı | Yayılmış yareler sinem benim derdler yatağı | Aksak |
| Şevk–Efza | Şarkı | Sanma çeşman ağlıyor pek merhametsiz yar | Türk Aksağı |
| Uşşak | Şarkı | Arzu ediyor vuslat–ı canbahşını canım | Aksak |
| Uşşak | Şarkı | Aşk olsun o rindana ki gönlünde emel yok | Aksak |
| Uşşak | Şarkı | Ateş bıraktın canıma bak nale vu efgaanıma | Türk Aksağı |
| Uşşak | Şarkı | Ateş–ı firkatla sinem dağlayım | Curcuna |
| Uşşak | Şarkı | Ateşler uçar sine–ı sevda–yı serimden | Aksak |
| Uşşak | Şarkı | Bak şu benim tali–ı avareme | Aksak |
| Uşşak | Şarkı | Bakmadın vakdiyle istikbaline | Aksak |
| Uşşak | Şarkı | Ben ağlarım saz–ağlar | Aksak |
| Uşşak | Şarkı | Bilmem kime şekva edeyim derd–ı derunum | Aksak |
| Uşşak | Şarkı | Bi–nasıybim kereminden dehrin | Müsemmen |
| Uşşak | Şarkı | Bir lahza göründü gözüme nur–i hilali | |
| Uşşak | Şarkı | Bir peri–suret göründü çeşmime meyhanede | Aksak |
| Uşşak | Şarkı | Bizar ediyor alemi bu hal–ı tebahım | Curcuna |
| Uşşak | Şarkı | Bu aşkın germ–u serdinden | Aksak |
| Uşşak | Şarkı | Bu dehrin germ–u serdinden | Aksak |
| Uşşak | Şarkı | Bu reng–ı letafet gül–ı gülzara da kalmaz | Aksak |
| Uşşak | Şarkı | Canan bana cevr–eylemeyi eyledi adet | Aksak |
| Uşşak | Şarkı | Cefaya razıyım ben yar elinden | Aksak |
| Uşşak | Şarkı | Derd–ı hicranım beni naşad eder | Aksak |
| Uşşak | Şarkı | Ebrulerinin hançeri bu sineme ey mah | Aksak |
| Uşşak | Şarkı | Ey gözüm ağlama dildar uyanır | Aksak |
| Uşşak | Şarkı | Gah ümid–ı vuslat eylersin gönül | Ağır Aksak |
| Uşşak | Şarkı | Gam–gin dilimi şad edecek sensin efendim | Aksak |
| Uşşak | Şarkı | Gel lutf–ile cana bu gece hane senindir | Aksak |
| Uşşak | Şarkı | Gör beni gam ne hale saldı | |
| Uşşak | Şarkı | Gözümden oldu mehcur gül'izarım | Aksak |
| Uşşak | Şarkı | Gün olur ey meh–ı nazım bu sabahat da geç | Düyek |
| Uşşak | Şarkı | Güzelim güzelim otur dizime | Aksak |
| Uşşak | Şarkı | Harab–ı deşt–ı gamdır şimdi bi–gam gördüğü | Aksak |
| Uşşak | Şarkı | Heva–yı aşk eser serde | Aksak |
| Uşşak | Şarkı | Hunhare tiğa varken ne hacet | Aksak |
| Uşşak | Şarkı | Kesildi tab–u dermanım | Aksak |
| Uşşak | Şarkı | Kim demiş suziş–ı aşkı dil–ı şeyda bilmez | Aksak |
| Uşşak | Şarkı | Kucağımda büyütürken nagah | Aksak |
| Uşşak | Şarkı | Lutf–eyle tabip dinleme kalbim benim öyle | Aksak |
| Uşşak | Şarkı | Mahzun dilimi yadın ile şad eder oldum | Aksak |
| Uşşak | Şarkı | Meyhaneye serdik postu | Aksak |
| Uşşak | Şarkı | Muhabbet istersen cihanda sohbet–i meyhane | |
| Uşşak | Şarkı | Mübtela–yı gam olan rahat–ı dünya bilmez | Aksak |
| Uşşak | Şarkı | Ne için geçmez aceb bir günüm azad–ı elem | Aksak |
| Uşşak | Şarkı | Ölse de aşık unulmaz yaresi | Ağır Aksak |
| Uşşak | Şarkı | Perde çektin ah–a kafir matla–ı amalime | Ağır Aksak |
| Uşşak | Şarkı | Perişan etti akl–u fikrimi zulf–ü perişanın | Devr–i Hindi |
| Uşşak | Şarkı | Reşk–etse seza eşkime enharı baharın | Aksak |
| Uşşak | Şarkı | Saki bana bade başın için olsun | Aksak |
| Uşşak | Şarkı | Saki içelim köhne mey–ı neşe–fezayı | Aksak |
| Uşşak | Şarkı | Salıp sevdalara zulf–ı siyahın | Curcuna |
| Uşşak | Beste | Sanma barandır yağan bu çerh–ı köhne–sald | |
| Uşşak | Şarkı | Sende aceb uşşaka eziyyet mi çoğaldı | Curcuna |
| Uşşak | Şarkı | Sevdiğim çok yaramazdır yaramaz | Curcuna |
| Uşşak | Şarkı | Şem–ı aşkın ben idim pervanesi | Aksak |
| Uşşak | Şarkı | Şem–ı ruhun pür–tabdır | |
| Uşşak | Şarkı | Şevka mahrem kıldın artık tab–ı mahzunane | Aksak |
| Uşşak | Şarkı | Telif edebilsem feleği ah emelimle | Aksak |
| Uşşak | Şarkı | Tepeden nasıl iniyor bakın | Aksak |
| Uşşak | Şarkı | Tutuldu dam–ı zülf–ü yare gönlüm | Curcuna |
| Uşşak | Şarkı | Yad ile geçmiş zamanı ağlarım | Curcuna |
| Uşşak | Şarkı | Yar için uşşak baktı falime | Aksak |
| Uşşak | Şarkı | Yüreğim yarelidir dağlama kaare gözlüm | Aksak |
| Uşşak | Şarkı | Yüzün hurşide benzer bir kamersin | Curcuna |
| Uşşak | Şarkı | Zeybeklerle gezer dağlar başında | Aksak |
| Uşşak | Şarkı | Hastasın zannım vefa mahzunusun | Curcuna |
| Uşşak | Şarkı | Dağlar dayanmaz derdine bak bu dil–ı mahz | Aksak |
| Uşşak | Şarkı | Gülzara nazar kıldım virane misal olmuş | Aksak |
| Uşşak | Şarkı | Esir–ı zülfünüm ey yüzü mahım | Curcuna |
| Uşşak | Şarkı | Reng–ı ruhsarına gülgun dediler | Ağır Aksak |
| Uşşak | Şarkı | İştibah etme gözüm nuru bana | Ağır Aksak |
| Uşşak | Şarkı | Duçar–ı hicr–ı yar olalı didem ağlıyor | Aksak |
| Uşşak | Şarkı | Canım gibi sevdikçe seni gönlüm ey afet | Aksak |
| Uşşak | Şarkı | Kimseler gelmez senin feryad–ı ateş–barına | Ağır Aksak |
| Uşşak | Şarkı | Mecnun gibi ben dağlar gezerken | Aksak |
| Uzzal | Şarkı | Firakınla zalim harab oldu can | Aksak |
| Uzzal | Şarkı | Bilmiyorum bana noldu | Aksak |
| Uzzal | Şarkı | Dil yaresini andıracak yare bulunmaz | Aksak |
| Uzzal | Şarkı | Afv–eyle suçum ey gül–ı ter başıma kakma | Yürük Semai |
| Uzzal | Şarkı | Sun sagarı sakıy bana mestane desinler | Aksak |
| Uzzal | Şarkı | Bağlanıp zülf–ı hezaran tabına | Devr–i Hindi |
| Uzzal | Şarkı | Severim can–u gönülden seni tersa çiçeğim | Ağır Aksak |
| Uzzal | Şarkı | Doktor ne için nabzımı aldın ele söyle | Aksak |
| Vech–i Arazbâr | Şarkı | Deşt–i gama her lahzada birkaç seferim var | Ağır Aksak |
| Yegâh | Şarkı | Ahım seni sinem gibi bizar eder elbet | Aksak |
| Yegâh | Şarkı | Arz–ı didar eyle cananım yeter | Ağır Aksak |
| Yegâh | Şarkı | Ben de sevda–perverim bi–çareyim | Aksak |
| Yegâh | Şarkı | Böyle cefa artık yeter | Türk Aksağı |
| Yegâh | Şarkı | Deşt–ı gama her lahzada birkaç seferim var | Curcuna |
| Yegâh | Şarkı | Dil nalesini guş–ile bir dad edecek yok | Aksak |
| Yegâh | Şarkı | Dü çeşmin hun ile doldu | Aksak |
| Yegâh | Şarkı | Firakın kesti tab–ile tüvan | Devr–i Hindi |
| Yegâh | Şarkı | Göz gördü gönül oldu güzel hüsnüne mail | Aksak |
| Yegâh | Şarkı | Hele vaz geçtim her türlü dilekten | Düyek |
| Yegâh | Şarkı | Mucib–ı nefret değildir aşıkın avaresi | Aksak |
| Yegâh | Yürük Semai | Nuş edip sagar–ı aşkın dili bi–huş edelim | Yürük Semai |
| Yegâh | Şarkı | Sana bir şuh–ı sitem–gun deniyor | Ağır Aksak |
| Yegâh | Şarkı | Edersen de cefa eğer | Düyek |
| Yegâh | Şarkı | Mutad edeli giryeyi zevke hevesim yok | Curcuna |
| Zengüle | Şarkı | Ey hevayi–meşreb oldun baisi berbadımın | Ağır Aksak |