| PEŞREV |
- Saz eserlerinde en büyük form Peşrev'dir. Türk Mûsıkîsinde
Fasıl adı verilen takım da ilk olarak daima Peşrev icra edilir.
Klâsik Fasıl; Peşrev, Beste, Ağır Semai, Şarkı, Yürük Semai
ve Saz Semaisi olarak sıralanır.
- Peşrevler, Hane adı verilen bölümlerden yapılmışlardır. Çoğu
zaman dört haneden meydana gelir. Her hanenin sonunda Teslim adı
verilen bir bölüm bulunur. Peşrevler büyük usûllerle yapılmışlardır.
-
- Eski, bazı peşrevlerin üç haneli olduğu göriilmüştür.
Ancak bu tür peşrevler tutul mamış ve terk edilmiştir.
- Ayrıca teslimi olmayan peşrevlere de rastlanılmıştır.
Teslimi bulunmayan peşrev lerin ilk haneleri teslim yerine çalinmış
olup; bu tüir de, üç haneli peşrevler gibi ilgi toplamamıştır.
-
- Bilhassa günümüzde rastlanılan bir icra tarzı vardır.. Peşrevler
dört haneli ve usûl lerinin büyük olmaları nedeniyle oldukça
uzundurlar. Bu nedenle birinci hane çalınır, buna teslim
eklenerek giriş tamamlanır. Sonra programa geçilir.
-
- Dört hane ve teslimleri tamam olarak çalınan peşrevler
genellikle müstakil çalınan saz eserlerinde, konserlerde olur.
Belirli süresi olan bir fasıl, bir koro veya bir solistin programından
önce dört haneli peşrevler çalınmaz. Bir hane-bir teslimden
sonra ikinci esere geçilir.
- Bir hanenin sonunda teslime geçilecek yerde "Güçlü"
bulunur. Teslim ise makamın bitişi olduğundan "Durak"
perdesi ile son bulur.
- Şu halde peşrevlerde dikkat edilmesi gereken kısımları üç bölümde
inceleyebiliriz:
-
- a) Peşrevlerde hane :
- Peşrevler dört haneli olarak yapılır.
- Birinci hane makama giriştir. Makam dizisinin seslerinde dolaşıldıktan
sonra teslim hanesine geçilir. Teslim hanesinde makam dizisinin
sesleri kullanılarak durak-karar yapılır.
-
- İkinci hanede ise yakın makam dizilerine geçkiler yapılır.
Tekrar teslim çalınarak üçüncü haneye geçilir.
- Üçüncü hanede asıl makam dizisinin dışına çıkılarak değişik
ses ve diziler kulla nılır. Bu kısma "Meyan" adı
verilir. Meyanda genellikle tiz seslerde dolaşılır. Tekrar teslim
hanesi çalınarak dördüncü haneye geçilir.
- Dördüncü harıe asıl makam seslerine dönüşü sağladığı
gibi, değişik geçkiler de yapılabilir. Bu bölümden sonra
teslim hanesi çalınır. Böylece peşrev tamamlanmış olur.
-
- Yukarıda her hanenin sonunun sesleri teslim hanesine bağlayan
nitelikteki seslerden oluştuğunu ve teslime geçişi sağlayan
sesin "Güçlü" perdesi olduğunu belirtmiştik. Bazen bu
ses Güçlü perdesi olmaz. Durak sesi veya bir başka perde de
olabilir. Eserin bitimi, teslim hanesinin sonunda olduğuna göre,
hanelerin sonuna gelen durak sesleri "Asma karar muvakkat
durak" tan başk~ bir ses değildir.
-
- b) Teslim :
- Peşrevlerde teslim haneleri genellikle serbest yapılır. Hemen
hemen peşrevlerin en güzel bölümünü teşkil eder. Teslim
haneleri bestekâr tarafından özenle yapılmış nağ melerden oluşur.
Parlak ve canlı bölümlerdir.
-
- c) Usûl :
- Peşrevler çoğunlukla büyük usûllerle ölçülmüşlerdir.
Devr-i Kebir usûlü en fazla kullanılan usûldür. 28 zamanlı
Devr-i Kebir usûlü yazılırken 4/4 lük olarak bölümlere ayrılır.
Usûl tamamlanınca iki çizgiyle usûlün bittiği belirtilir. Çok
az sayıda Sofyan usûlü ile de bestelenmiş peşrevler vardır.
-
|
| SAZ
SEMÂÎSİ |
-
- Fasılların en sonunda çalınan saz eserine verilen addır. Peşrev
gibi, saz semaileri de dört haneli olarak bölümlere ayrılır.
Her hanenin sonunda teslim. bulunur.
-
- Saz semaileri, peşrevlerin aksine küçük usûllerle ölçülmüşlerdir.
Saz semailerinin ilk üç hanesi (10 / 8) lik Aksak Semai usûlü
ile ölçülmüştür. Dördüncü hane ise rnuhtelif usûllerden
yapılabilir. Semai, Yüriik Semai, Devr-i Hindi, Aksak, Curcuna
gibi ...
- Teslim bölümü (10 / 8) lik Aksak Semai usûlü ile ölçülmüştür.
-
- İlk üç hane, peşrevler gibi giriş, geçki gibi özellikleri
yansıtır. Dördüncü hane ise ser best olup melodi ve usûl yönünden
bestekârın arzusuna kalmıştır.
-
- Peşrev ve saz semailerinin teslim bölümlerine girilecek yerde
bağlantı, bazen makamın güçlüsünde, bazen de durakta asma kalış
yapılmak suretiyle olur.
-
- Saz semaileri fasıl sonlarında çalınabildiği gibi, müstakil
saz icralarında da yer alabilir. Saz semaileri ritmik ve serbest
bir yapıya sahip olduklarından bestekârların daha çok üstiinde
durdukları bir form olmuştur.
|
| TASVİR |
- Bir olayı, tabiattaki herhangi bir hadiseyi veya bir duyguyu müzik
diliyle anlatan saz eserlerine "Tasvir" adı verilir.
-
- Çok geniş kapsamlı olmasına rağmen, çok az yazılan tasvir türü
eserlerin usûlü, ritmi bestekârın arzusuna kalmıştır. Peşrev
ve saz semaileri gibi belirli haneleri yoktur. Konunun durumuna göre
birden fazla haneleri bulunabilir.
-
|
| MEDHAL |
- Genellikle bir topluluğun programı başlamadan, top)u halde
sazların ça)dığı küçük saz eserlerine "Medhal" adı
verilir.
- Medhallerin hane ve teslim gibi bölümleri kaideleri yoktur. İcra
edilecek makama girinceye kadar serbest olarak bestekârın duyuşuna
göre, 16 ile 32 ölçülük bölümlerde olabilir.
-
- Medhallerin en büyük özelliği peşrev ve saz semailerinde
bulunan hane ve teslim kaidelerinin olmaması, serbest icra
edilmesidir. Yine bu iki formdan farkı, fasıllardan önce çalınmamasıdır.
-
- Medhal, tek bir sazla yapılan Taksim formunun derli toplu; bir usûle
uydurulmuş nota ile çalınan değişik bir şeklinden
ibarettir.Medhalin tarihçesi pek eski değildir. Son devir bestelkârları
tarafından yazılmış ve benimsenmiştir. Günümüzde bu form üzerinde
uğraşan bestekârların başında Prof. Dr. Sayın Alâeddin YAVAŞÇA
bulunmaktadır.
-
|
| TAKSİM |
- Tek bir sazla, makamların ses dizilerinde dolaşmaya
"Taksirn" adı verilir.Bu formun batı müziğinde karşılığı
"impruvize"'dir.
- Taksim, bir saz eserine veya bir şarkıya başlanılmadan evvel
icra edilecek makamın seslerinde gi.izel nağmelerle seyir yapmak
(dolaşmak) tır.
-
- Taksim yapılırken girilecek makamın güçlüsü, asma kalışı
ve durağı bilhassa belirtilir.Şu halde Taksim, usûle uyulmadan
icra edilecek eserin makamına, usûlüne ,uslûbuna uygun bir şekilde,
bir seyir ile durak sesinin bağlantısından ibarettir de
denilebilir.
-
- Türk Mûsıkîsinde bir eserin icrasına geçmeden önce taksim
yapmak ad.et olmuştur. Taksim yapmak suretiyle meşhur olmuş pek
çok sazendemiz vardır. Tanburî Cemil Bey bu konuda virtüöz
mertebesine ulaşmış bir san'atkârdır. Günümüzde ise Tanbûrî
Necdet YAŞAR, Ûdî Cinuçen TANRIKORUR,Ûdî Necati Çelik, Neyzen
Niyazi SAYIN ve kemençe'de İhsan ÖZGEN önde gelen isimlerdir.
-
|
| ARANAĞME |
- Bazı eserlere başlanırken hemen girişte, yalnız sazların çaldığı
küçük bir bölüm bulunur. Buna Giriş Müziği, yaygın bir
deyimle de "Aranağme" adı verilir.
-
- Bir eserin başında olduğu kadar, ortasında ve sonunda bulunan
aranağmelere de rastlanır. Iki kıt'alı bir şarkıda eserin
ortasında, iki kıt'anırı arasında bir aranağme bulu nabilir
veya hiç olmayabilir...
-
- Aranağmelerin özelliği, eserin ruhuna uygun, aynı ritm ve
karakterde, eseri tamamla yıcı nitelikte olmasıdır.
- Eski eserlerin birçoğunda aranağme bulunmazdı. Günümüzde
ise aranağmesiz pek az eser şarkı yapılmaktadır.
- Bilhassa son devirlerde yapılan şarkıların her satırında iki
güfteyi birbirine bağlayan bir veya birkaç ölçülük müzik nağmeleri
bulunur. Bu tür müzik parçaları sadece iki cümleyi birbirine bağlayan
nağmelerdir.Aranağme değildirler.
-
|
| OYUN
HAVASI |
- İnsanlarda coşku uyandıran,
yalnızca sazların çaldığı saz eserlerine "Oyun Havası"
adı verilir.Türk Mûsıkîsinde ritm unsuru önemli olan bir türdür.Küçük
usullerle ölçülmüş olan oyun havaları mahalli dans ve oyunlar
için de yazılmıştır.
-
- Çiftetelli,zeybek,Longa,Sirto,Horon,Hora,Bar,Halay,Köçekçe
gibi pekçok şekilleri vardır.
|
|
KÂR
|
|
Eski bestekârların üzerinde önemle
durdukları, ustalıklarını gösterdikleri bir beste formudur.
Genellikle Peşrev'den hemen sonra icra edilir. Geniş kapsamlı bir
beste tarzı olduğundan bünyesinde değişik usûller çoğunlukla
kullanılır. Bu usûl değişiklikleri esere farklı bir canlılık
kazandırır.
Kâr icrasından sonra Beste formu icra edilir. Kâr'lar büyük usûllerle
olduğu gibi . küçük usûllerle de ölçülmnüş ve bestelenmişlerdir.
Beste formundan bir diğer farkı da terennümlerin'ın serbest oluşlarıdır.
Eserin baş kısmında çoğunlukla terennüm bulunabilir.
Kâr tarzında bestelenmiş eserler bazen uzunluk ve kısalıklarına
göre değişik isimlerle anılırlar: Kâr, Kârçe, Kâr-ı Nev, Kâr-ı
Natık gibi isimler eserlerin yapısını anlatır.
Kâr, genellikle terennümle başlayan geniş kapsamli, muhtelif usûllerin,
kullanıldığı uzun eserlere verilen isimdir.
Kârçe, Kâr'dan daha kısa ve özelliklerini daha öz anlatım
(belirten) eserlere verilen isimdir.
Kâr-ı Nev, değişik usûllerin kullanıldığı bir formdur. Kâr'dan
fazla farkı yoktur.
Kâr-ı Natık, Kâr ve Kârçe'den usûl ve güfte yönünden lıemen
ayrıcalik arzeder. Kâr-ı Natıkların güftelerinin hemen her satırında
değişik usûllere rastlanılabilir. Kâr-ı Natıklar başladıkları
makamın ismi ile anılırlar. Rast Kâr-ı Natık, Neva Kâr-ı Natik
gibi... Kâr-ı Natık bitişte başladığı makam seslerine dönerek
karar verir.
Her satırda değişik usûllere rastlanıldığı gibi, her satırda
değişik makamlara ge çilmesi Kâr-ı Natıkların özelliğidir. Her
satır icra edilirken, geçilen makamın ismi belirtilir. "Rast
getirip..." gibi...
Kâr türü eserler günümüzde maalesef hemen hiç yapılmamaktadır:'
Eski bes tekârlarımız bu form üzerinde titizlikle durmuşlar ve çok
güzel eserler meydana getir mişlerdir.
|
|
BESTE
|
|
Genellikle beste denilince
herhangi bir müzik eserini düşünürüz. Beste, Bestelemek, Bestekâr
birbirine yakın kelimelerdir.
Beste: Bir müzik eseri; Bestekâr: Bir müzik eserini besteleyen müzisyen;
Bestelemek: Bir müzik eserini yapmak, yazmak.
"Beste" kelimesinin geniş tanımının yukarıda yazıldığı
gibi olmasına karşılık, Türk Mûsıkîsindeki karşılığı, yeri
daha başkadır.
"Beste" Kâr formundan sonra en geniş kapsamlı müzik
eseridir.
Beste, dört haneli olarak yapılır. Her hane bir mısra demektir.
Şu halde bestelerin güfteleri dört mısralıdır. Her mısranın
sonunda "Terennüm" adı verilen, kelime olarak pek anlamı
olmayan ancak melodi yönünden çok güzel olan nağmeler bulunur.
Peşrevlerde de her hanenin sonunda "Teslim" kısmının
bulunduğunu hatırlayalım. Peşrevlerdeki teslim kısmının yerini
bestelerde terennümler almıştır diyebiliriz.
Terennüm, Beste formundaki eserlerde mısra sonlarına eklenen
anlamlı, anlamsız ancak melodik yapısı olan bölümlere verilen addır.
Teirennümler hece-kelime veya birkaç kelimeden meydana gelebilir.
Ye-le-li-la-ta-ne-dil-dir-ten-ni-canım-ruhum-gel serv-i revanım-
ruh-i revanım-canım efendim ...vs. gibi sözcükler sıkça kullanılır.
İkaâ: Bestelerin terennümlerinin ritmik melodilerle yapılarına
veya başka bir ifadeyle bestelerdeki terennümlerin muntazam bir tempo
ile yapılmasına "İkaâ" adı verilir. Terennümlerde kullanılan
hecelerin anlamı pek yoktur.
Her hanenin mısranın sonunda çalınan terennüm aynıdır. Bu
nedenle terennümlerin melodilerinin çok güzel olmasına bestekarlar
bilhassa özen gösterirler.
Terennümlerde kullanılan güzel sözlerin bazılarının anlamı da
vardır. Canım, ruhum gibi kelimelerin yanısıra, bazı bestekârlar
ilgi duydukları kişilerin adlarını da teren nümlerde kullanmışlardır.
Sultanım, Mihribanım gibi ...
Dört haneli olan bestelerin birinci mısraına "Zeminhane"
adı verilir. Zeminhanelere eserin makamına ait dizi belirkilerek başlanır.
Makamın özellikleri gösterilerek zemin hanenin son kısmında terennüme
geçilir. Terennümün bittiği yerde, birinci mısraın son keli meleri
tekrar edilerek durak sesinde karar verilir. Bu şekilde birinci mısra,
yani "zeminhane" bitmiş olur.
İkinci hane, ikinci mısraın okunmasıyla gösterilir. Ancak sözler
ikinci mısraya ait olmakla beraber, melodi birinci mısranın tekrarıdır.
Demek ki birinci mısra ve güfte okunacak, tekrar başa dönülerek
aynı melodi ile ikinci mısra ve terennüm icra edilecektir.
İkinci haneye "Nakarathane" adı verilir.
Üçüncü mısra "Meyan" adını alır. Meyan, eserin en
önemli bölümlerindenbirini teş kil eder. Bu bölümde çeşitli geçkiler,
genişlemeler gösterilir. Bitiş yine terennümle olur.
Dördüncü hane ise, yine başa dönülerek, son mısra olarak
"Zeminhane" nin melo dileri ile okunur. Ayrıca melodisi
yoktur. Besteler terennüm hanelerinin icrasıyla son bulur.
|
|
SEMÂÎ
|
Türk Mûsıkîsinde beste
formundan sonra gelen değişik bir beste tarzıdır. Semainin tarifi bu
şekilde olmasına rağmen değişik iki tür semai vardır.
- 1- Ağır Semai
- 2- Yürük Semai
Ağır Semailer, beste formundan hemen sonra fasıllardaki sıraya göre
yer alırlar. Adından da anlaşıldığı gibi yapısı ağır, etkili
bir formdur. Küçük usûllerle ölçülmüşlerdir.
Ağır semailerde kullanılan usûller 10 / 4 lük Ağır Aksak
Semai, 10 / 8 lik Aksak Semai ve 6 / 2 lik Ağır Sengin Semai'dir.
Ağır semailer, yapı itibariyle beste formunu andırırlar. Hane,
terennüm gibi bölümler bestede olduğu gibi Semailerde de bulunur.
Ancak küçük usûllerle ölçülmüşlerdir. Küçük usûllerle yapılmalarından
dolayı Ağır Semailer daima Bestelerden sonra ikinci sırayı alırlar.
Fasıldaki sıraya göre (Peşrev, Beste) formlarından sonra sıralanan
Ağır Semaiden sonra Şarkı formu gelir.
Fasıl icrasında şarkılardan sonra tekrar Semai formuna dönülür.
Ancak bu sıradaki Semailer, Ağır Semai adını taşımazlar. Bu tür
semailere "Yürük Semai" adı verilir.
Yürük Semailer, Yürük Semai adı verilen usûlle ölçülmüşlerdir.
Genellikle 6 / 4 lük, bazen de 6 / 8 lik ölçü ile belirtilir.
Yürük Semailerin yapıları, Ağır Semailere göre daha hareketli
ve canlıdır. Hane ve terennümler Ağır Semailerde olduğu gibidir.
Yürük Semai icrasından sonra Saz Semaisi icra edilir. Bu şekilde
fasıl tamamlanmış olur. Türk Mûsıkisinde Peşrev, Kâr, Beste, Ağır
Semai, Şarkı, Yürük Semai ve Saz Semaisi'nden meydana gelen fasıllara
"Takım" adı verilir.
Türk Mûsıkîsinde bir makamın kabul edilebilmesi için bu şekilde
bir takım oluşması şarttır.
|
|
ŞARKI
|
|
Türk Mûsıkîsinde küçük usûllerle
ölçülen sözlü, terennümsüz, dört haneli eserlere "Şarkı"
adı verilir.
Genellikle dört mısralık güftelerden meydana gelen şarkılar, dört
hane olarak bes telenir.
Birinci hane "Zernin" adını alır. Bu hane esas makam
dizisinin seslerinin gösterildiği bölüm olup, şarkılarda giriş bölümünü
teşkil eder.
İkinci hane "Nakarat" adını alır. Bu kısımda
genellikle yakın makam dizilerine geçkiler bulunur. Nakaratların bitiş
kısmında adını taşıdığı makam dizisinin sesleri ile karar
bulunur.
Üçüncü hane "Meyan" adını alır. Meyan'da esas makam
dizilerinde dolaşıldığı kadar genellikle tiz perdelerde dolaşılır
ve geçkiler yapılır.
Dördüncü hane ise, ikinci satır melodisi ile dördüncü satırın
okunmasından ibaret olup,
Nakarat adını taşır.
- ŞARKILARDA YAPI :
- Şarkıların genellikle dört haneden ibaret olduğunu yukarıda
belirtmiştik. Dört mısralı şarkıların her satırı bir haneyi
teşkil eder.
Her satır çoğunlukla birer defa bestelenir. İkişer defa okunur.
Bu satırların sonunda dolaplar bulunur.
Yukarıda da açıklandığı gibi ikinci ve dördüncü hanelerin
(satırların) besteleri aynıdır.
Bazen de her satır veya bazı satırlar ikişer defa bestelenirler.
Bu durumda ilgili satır okunur. Bitiminde aynı sözler yeni bir melodi
ile tekrar edilir ve doğrudan bir sonraki satıra bağlantı yapılarak
geçilir.
- Klâsik tarzda bestelenmiş, her satırı
bir defa olan şarkı formu:
- Birinci satırda esas makama giriş yapılır. Zemin mısraı
okunarak sonda dolap kısmında karar sesine inilir. Başa dönülerek
aynı satır tekrarlanır. Ancak bu defa sona gelindiğinde birinci
dolap yerine ikinci dolap okunarak ikinci mısraya (satıra) geçilir.
Nakarata geçiş sesi genellikle "Güçlü" sesi ile gösterilir.
Nakarat ilk satır gibi iki defa tekrar edilir. Satır sonundaki
dolap hanesinin birinci bölümünde güçlü sesi ile satırın başına
dönüleceği belirtilir. Dolabın ikinci bölümü ise ma kamın ana
sesleri ile inilen karar sesinin bulunduğu bölümdür. Karar sesinin
burada bulunmasının sebebi, şarkıların nakarat sonlarında
bitmesindendir.
Meyan bölümüne geçiş ise bu durak sesinin gösterilmesiyle olur.
Genellikle tiz seslerle meyanı yapılan şarkılarda ikinci defa
tekrar, tiz durak sesinin dönüş bölümünde gösteril mesiyle olur.
İkinci defa meyanın okunmasıyla güçlü sesi gösterilerek nakarata
geçilir.
Dördüncü hane ise ikinci satır melodisinin tekrarıdır. Şarkının
bitişi nakaratın sonunda bulunarı bitiş sesi (durak) iledir.
Günümüzde şarkılar genellikle klasik tarzın dışında serbest
bir anlayışla beste lenmektedir. Bu tarz şarkılara "Fantezi
eserler" adı verilmektedir.
Zemin hanesi bir defa bestelendiği gibi iki ayrı melodi ile iki
defa bestelenebilir. Veya yalnızca meyan kısmı iki defa bestelenmiş
şarkılar da bulunmaktadır.
Şarkı formu çok işlenmiş ve en sevilen beste tarzıdır. Küçük
usûllerle yazılmış olma larına karşılık, serbest, usûlsüz bölümleri
olan şarkılar da pek çoktur.
- ŞARKILARDA USÛL:
- Şarkılar daima küçük usûllerle ölçülmüşlerdir. Her ne
kadar 15 zamanlıya kadar küçük usûller varsa da şarkılar çoğunlukla
10 zamanlıya kadar olan usûllerle ölçülmüşlerdir.
Şarkılar, küçük usûllerle ölçüldüğü için Beste ve
Semailere oranla etkileri daha başka dır. Usûllerinin küçük
olmaları gereği daha ritmik ve hareketli bir yapıya sahip olmala rının
yanısıra Beste ve Semailer kadar ağırbaşlı hatta onlardan daha ağır
yapılı şarkılara rastlanır.
|