"Vefâtının 68 yıldönümünde Raûf Yekta Bey'in anısına..."
BİR  DÜNYA  İNSANI
İlhan BARAN*
İzlem ÖZDEĞİRMENCİ**
 

Budapeşte Bilim Akademisi’nin yayınladığı büyük bir kitap önümüzde duruyor. Bu kitap, bir müzikoloji şaheseri. Dünyanın muhtelif ülkelerinden tanınmış müzikologlar, çok değişik konularda yazılar yazmışlar; okurken insan çok şeyler öğreniyor ve çok mutlu oluyor. Bu değerli müzikologlardan daha önde gelen ve daha hümanist bir Türk var. Ülkemizin müzik tarihini bilenler kimden bahsettiğimi anlamıştır: Rauf YEKTA... Değerli müzikoloğun düşünce yoğunluğu, kendisinin yazdığı şu cümlede ortaya çıkıyor:

“ Türkiye’de, Doğu ile Batı arasındaki her türlü engeli kaldırmanın faydasını anlayan aydın kişiler de mevcuttur.”

Rauf YEKTA’nın esas sorunu, makamsal Türk müziği ile çoksesli Batı müziği arasında bir sentez sağlamak idi. Sanatçı bu muhteşem düşünceyi şöyle ifade ediyor: “ Bana göre, yaşadığımız bu gelişim dünyasında Doğu ile Batı’nın müzikte birbirlerine yabancı kalmaları her ikisi için de faydasızdır. Tam tersi, karşılıklı olarak birbirlerini anlamaları durumunda, Doğulular Batı’dan çok şey alacaklar ve Batılılar’ın da Doğu’dan istifadeleri az olmayacaktır.”   

Rauf YEKTA’nın, 1910’lu yıllardaki bu öngörüleri son doksan yıl içinde şu şekilde gerçekleşmiştir:

1º MAKAM kavramı ile MOD kavramı tamamen ayrılmıştır. Piyanodaki aralıkların dışına çıkan ve geleneksel bir melodi yükü taşıyan makam kavramı, tarihte olduğu yerde kalmıştır. Çünkü geleneksel melodi yükü ve çeyrek tonlar, yirminci yüzyıl müziği ile bağdaşan olgular sayılmazlar. Mod ise soyut bir dizidir. Aralıklar piyano akorduna uyar; yani TAMPERE sistemdedir. 2º Her zaman unutulan bir gerçeği vurgulamakta yarar var: Çağdaş anlamda MODAL MÜZİK BİR STİL DEĞİLDİR.

Modlar birer nota dizisidir; bitişik ya da atlayarak bestelenir. Bu notalar her türlü armonik buluş içinde üst üste gelirler. Modal armoni UYUMLU ya da UYUMSUZ olabilir. Modern modların kalıplaşmış DOĞRU armonileri yoktur. Buluşlara besteci karar verir. Doğal olarak özgün bestelerde doğru armoni – yanlış armoni diye bir kavram yoktur. BESTECİNİN STİLİ VARDIR. Teori besteciye hükmedemez; ancak özgün bestelerden çıkar. Nihayet, çağdaş müzikte 1º iki, üç, dört farklı mod üst üste bestelenebilir; 2º modal malzeme atonal malzeme ile sentezlenebilir.

Rauf YEKTA’nın öngördüğü ileri makamsal kader bu şekilde gerçekleşmiştir.

Rauf YEKTA, Doğu ve Batı kültürlerinin sentezlenmesine çok önem veriyor idi. Biraz daha ayrıntıya indiğimiz zaman şu cümleleri görüyoruz:

“ Avrupa’da yayınlanmış müzik teorisi kitaplarından şu cümleyi çıkarmak lazımdır:

“Müzikte iki dizi vardır...”  ( Majör ve minör dizileri kastediyor. ) Doğu müziği Batı’da iyi incelenirse, majör ve minör dizileri ile tükenmiş olan Avrupa müziğinin bundan çok istifade edeceği ve Avrupalı bestecilere yeni ufuklar açılacağı çok doğru bir düşüncedir.”

Hemen hemen bir asırdır bu ufuklar açılmış ve inanılmaz bir zenginlik çağdaş müziği ifade eder hale gelmiştir. Yalnız, unutmayalım, tarih her zaman şaka yapar. Majör ve minör dizilere bağlı Batı müziği çoktan evrimleşmiş, yalnız Doğu değil bütün dünya modlarını kucaklar hale gelmiştir. Türkiye’de ise tam tersi olmuş, kendi modlarımız gölgede bırakılırken, Batı kültürü adına  majör ve minör dizilerin üstünlüğü fazla düşünmeden kabul edilmiştir. Çok az sayıda klasik ya da romantik eser tekrar edilirken, ne EMPRESYONİST, ne POLİTONAL, ne ATONAL, ne GRAFİK, ne ELEKTRONİK ne de JAZZ müzikleri eğitim alanına girebilmişlerdir. Rauf YEKTA’nın istediği evrenselleşme Batı dünyasında başarılmış, Türkiye’de yarım kalmıştır. Demek ki Türkiye’deki müzik eğitimi, örneğin Amerikan üniversitelerini model alarak yeniden yapılanmalıdır. Yukarıda sayılan müzik dilleri uygulama sahasına girerse genç kuşak müzikçilerde inanılmaz bir beyin fırtınası yaratacaktır.

Rauf YEKTA’dan aşağıya nakledeceğimiz son dört cümlede, yazarın öncü görüşleri ve emsalsiz zekası zirvede dolaşmaktadır:

“ Müzik zekasının bütün genişliği boyunca gelişmesi için BAŞINDAN SONUNA KADAR TAMAMEN ÖZGÜR bir cereyanın mevcudiyetine niçin müsaade edilmez? Acaba Doğu makamları armonize edilemezler mi? Avrupalılar’ın kulaklarının majör ve minör dizilerden başka bir şeyi tatmaya yetenekleri yok mudur? Bütün bu sorulara OLUMLU cevaplar verilebileceğini sanıyorum...”

Bu olağanüstü düşünceler, Batı müziğinde fazlasıyla gerçekleşmiştir. Makamlar orijinal melodilerini ve çeyrek ton gibi küçük aralıklarını tarihte bırakarak soyutlanmışlardır. Garip nota dizileri eski hatıralarının izlerini yine de taşırlar. Dolayısıyla ne kadar soyutlanırsa soyutlansın makam müziği yine oradadır. Bu noktada MODAL JAZZ konusunda da bazı düşüncelerimizi ortaya koymak istiyoruz. Modal Jazz’da kullanılan modlar, majör dizinin her derecesi üzerine doğal olarak kurulan basit modlardır. Bunların Yunanca isimler taşıması tamamen bir yakıştırmadır. Jazz’ın kendine özgü olan tını dünyası, Doğu modlarını pek hazmetmiyor. Doğu modları, çağdaş müzikte hatta yeni müzik içinde çok iyi erimekle birlikte, jazz tınılarının içinde erimiyor. Onun için Doğu modlarının girdiği jazz çalışmaları ancak POPÜLER MÜZİK olarak sınıflanır. MODAL JAZZ denen olgu, doğal modları daha çok dörtlü akorlarla ve de POLİMODAL olarak kullanan bir stildir.

Çağdaş Batı müziğindeki bu zenginlikler daha 1910’lu yıllarda Rauf YEKTA tarafından öngörülmüştür. Günümüzün modern Türkiye’sinde bu dünya insanı için her türlü araştırmanın yapılması fazlasıyla gerekmektedir.

 

                                                *                     *                     *

           

Makamların soyutlanmış hali olan modlar, yirminci yüzyıl müziğinde çok zengin bir kullanım alanı bulmaktadır. Konuyu iyice açabilmek için beş tane nota örneği koymayı uygun gördük. Bu örnekler Vincent PERSICHETTI’nin TWENTIETH CENTURY HARMONY adlı kitabından alınmıştır.

Makamların gelenek yüklü renklerine, çeyrek tonlarına ve de emsalsiz melodi zenginliğine alışmış olan müzikçiler için, bu örnekler biraz sarsıcı ve sert gelecektir. Ne var ki çoksesli Batı müziği yirminci yüzyılda böyle bir evrimleşmeye gitmiştir. Çağdaşlaşmak isteyen Doğulu aydınlar, Batı kültürünün gelişmelerini çok iyi izlemek durumundadırlar. Bu bir zevk meselesi değil, bir gereksinmedir.

Birinci örnekte, Do Macar minörü modu ( Nev’eser), Do Macar majörü modu ile bir kontrpuan yapmakta, bu şekilde bir polimodalite meydana getirmektedir: 

 

            İkinci örnekte, daha çok orkestral renkler hakimdir; ve Re Macar majörü ile Do Oriantal modları bir polimodalite – politonalite olarak duyulmaktadır:

 

            Pentatonik modlar, fazla basit modeller oldukları için ancak yabancı akorlarla ilginçlik kazanabilirler. Burada, akorlarla melodinin birbirini itmesi, daha sofistike ve daha renkli bir tınıya yol açmaktadır. Bu tip müziklerde dinleyicinin daha derin bir konsantrasyon içinde olması temenni edilebilir. İşte adı geçen örnek:

            Daha zengin örnekler için mod ve akor çeşitlerini artırmak gerekir. Aşağıdaki fragmanda, üç değişik mod ve serbest akorlar çok renkli bir atmosfer yaratıyor:

 

Doğu modları, yüksek derecede bir melodik kapasiteye sahiptirler. Bu melodiler tek sesli olarak çok iyi sonuç vermekle birlikte dört sesli kontrpuan olarak da bestelenebilirler. İşte, lidyen modu ( Pençgâh) ile bestelenmiş, bir yaylı sazlar müziğinin girişi:

 

PERSICHETTI’nin kitabında, bu modlar İngilizce olarak belirtilmiştir. Biz, en yakın OSMANLICA isimlerini tercih ettik.

 

                                               *                     *                     *

 

            Bunca yıldır, Rauf YEKTA’nın ihmal edilmesi hayret verici bir olaydır. Bunun altında herhangi bir kasıt yoktur. Daha çok derin bilgisizlik vardır. Buna karşın aydınlarını ve sanatçılarını ihmal eden toplumlar, düşünce üretemez hale gelir; dünyada küme düşerler. Yeni bilim ve sanat teorilerinin yeşermediği çevreler, GELİŞMEMİŞ TOPLUM statüsüne girerler. Bunların dünyaya verecek çok az şeyi olduğu için prestijleri düşüktür.

            Türk toplumunun böyle bir statüye layık olduğuna inanmıyoruz.

            Bu yazıyı, Rauf YEKTA’nın, bu dünya insanının aziz hatırasına sunuyoruz.

 

                                               *                     *                     *

 

 

BAZI TERİMLER

 

Modal Armoni: Soyut modların ikili, üçlü ve dörtlü akorlarla serbest armonizasyonu. Modal Jazz genellikle dörtlü akorları kullanır. 

 

Empresyonizm: Claude DEBUSSY, Maurice RAVEL ve Gabriel FAURÉ tarafından temsil edilen çağdaş müzik ekolü.

 

Politonalite: İki ya da üç tonalitenin üst üste kullanılması.

 

Atonalite: Eksen notası olmayan ve SERİE denen soyut modlarla yapılan, uyumsuz bir sonoriteye sahip müzik dili.

 

Polimodalite: İki ya da üç farklı modun üst üste kullanılması.

 

Pentatonik Gam: Claude DEBUSSY’nin Çin müziğinde alarak meşhur ettiği beş notalık gam. Çağdaş müzik ve Jazz müziğinde zaman zaman zevkli kullanımları görülmektedir.

 

Sıkı Kontrpuan: XVI. yüzyılda kilise modları ile yapılan melodiye karşı melodi tekniği.

 

Serbest Kontrpuan: XVIII. yüzyılda yapılan J.S.BACH tarzı daha  kromatik yapılar.

 

Serial Kontrpuan: On iki ton müziğinde ( Atonal müziğin diğer adıdır.) serie’ler ile yapılan ve artık dörtlü, küçük ikili, büyük yedili gibi sert uyumsuz aralıkların başını çektiği melodiye karşı melodi tekniği. (Arnold SCHOENBERG’in keman konçertosunu ve Dördüncü Yaylılar Dördülü’nü izleyebilirsiniz.)

 

ÖNEMLİ NOT: Çağdaş müziğin terminolojisi 1980’li yıllarda itibaren yerine oturmaya başlamıştır. Daha eski teori kitapları ve müzik sözlükleri istenmeyen bir kavram kargaşası getirebilir.

 


* Prof. H.Ü. Devlet Konservatuvarı, Sanatçı Öğretim Üyesi.

** H.Ü. Devlet Konservatuvarı, Müzikoloji Bölümü, Etnomüzikoloji ve Folklor Anabilim Dalı Lisans Öğrencisi.