RAUF YEKTA’NIN ÖNGÖRÜLERİ        

İlhan BARAN*

İzlem ÖZDEĞİRMENCİ**

 

                                              

                                              

 

 

 

Böyle düşünceler, dikkat ederseniz, bilim tarihini okursanız, üç bin yıl önce düşünülmüş. PLATON, “bizlerin zihni, aklı içerisinde İDEA’lar vardır” demiş. Bu ne demek? Yani kromozomlarda nasıl genetik bilgiler varsa, ruhun içerisinde de muazzam İDEA’lar vardır. İDEA yani fikirler oradadır. Onu bulmakla tekrar bulmuş oluyorsunuz. Ressam, tekrar görmüş oluyor. Müzikçi, tekrar dinlemiş oluyor. En başlangıçtakileri...

                                  

                                     Prof. Dr. Gazi YAŞARGİL 

 

 

 

            İki yüz yıllık Türk aydınlanmasının en önemli ve en özgün kişiliklerinden biri, besteci ve müzikolog Rauf YEKTA’dır. Bugün de devam eden Türk Müziği – Batı Müziği tartışmalarının anlamsızlığını, değerli müzikolog daha 1910’lu yıllarda ortaya koymuştu. Rauf  YEKTA, her iki kültürün mutlu bir sentezine inanıyordu. Teknik sorunlar, cahil insanlar tarafından değil, gerçek sanatçılar tarafından çözülecek idi. Bu harika düşünceleri ile yazar, modern Türk kültürü içinde, kendine, emsalsiz bir yer edinmiştir. Rauf YEKTA’nın en önemli yönü ise, yirminci yüzyıl batı müziğinin nasıl gelişeceğini, daha 1910’lu yıllarda yaratıcı bir şekilde hissetmesidir.   

  

RAUF YEKTA NELERİ ÖNGÖRDÜ?

 

            Büyük müzikoloğun önemli buluşları iki şemsiye altında toplanabilir. İlk önemli öngörü, ritm üzerinedir. Rauf YEKTA, batı müziğinin çok fazla simetrik ritmlerle yapıldığından şikayet etmektedir. Burada yazarı yanlış anlamamak lazımdır. KLASİK ve ROMANTİK dönemlerin ritmleri armoni üzerine kurulduğu için, simetrik olmaları çok akla yakındır. Rauf YEKTA’nın dilekleri, gelecek olan müziğe, yani yirminci yüzyıl müziğin aittir.

  

Yazar, Ludwig van BEETHOVEN ve Richard WAGNER’den birer örnek vererek adı geçen simetriyi eleştirmektedir. Bu iki örneği, aynen aşağıya alıyoruz:

 

 

 

 

        

 

Rauf  YEKTA bu simetriyi eleştirmekle kalmıyor; Klasik Türk Müziği’nden, daha zengin örnekler vererek, bir çeşit yol gösteriyor. Birinci örnek, 1819’da Sultan II. Mahmud’un Müezzinbaşısı olan ŞAKİR AĞA’nın bestelediği meşhur bir şarkı. Bu şarkının makamı RAST; usulü AKSAK. İlk iki ölçüyü, yazarın kitabından aynen alıyoruz:

 

 

 

 

            Batı müziğinde bu tip ölçüleri ilk kullananlardan biri Rus besteci Rimsky KORSAKOFF’dur. İşte, yazarın verdiği örnek:

 

 

 

 

  

            Bu konuda , biz de iki örnekle, Rauf YEKTA’nın ileriyi ne kadar mükemmel bir şekilde gördüğünü kanıtlamaya çalışacağız. Her iki örnek de ünlü Rus besteci İgor STRAVİNSKY’nin efsane olmuş eseri BAHAR AYİNİ’nden alınmadır. Birinci örnekte ritmler katı yapılarını kaybedip serbest, konuşur gibi bir işitiliş kazanmışlar:

 

 

 

 

 

 

 

                        İgor STRAVİNSKY’den alınan ikinci örnek, ritm ve armoni bakımından çağdaş müziğin belki de en muhteşem buluşlarıdır. Burada asimetrik vuruşlar, dinleyiciyi kendinden geçiriyor:

 

 

  

 İkinci önemli öngörü, makamlar ve modlar üzerinedir. Burada, terminolojiye bir açıklık getirmekte yarar vardır.

            Arapça bir kelime olan MAKAM, geleneksel bir melodi şeması içerir. Çağdaş müzikte bu tip şemalara dayanmamız mümkün değildir. Fransızca bir kelime olan MOD ise, soyut bir dizidir. Bu dizinin içinde, istediğimiz stilde serbestçe dolaşabiliriz. Modlar o kadar zengin kaynaklardır ki, küçük çocuk ezgilerinden, en karmaşık on iki ton müziğine kadar her türlü yapıyı içinde barındırır.

            Değerli müzikolog Rauf YEKTA, batı müziğinin sadece MAJÖR ve MİNÖR modlara dayanmasından son derece şikayetçidir. Kendisi, DOĞU modlarının yirminci yüzyıl müziğine ithal edilmesi gereğini özellikle vurgulamaktadır. Hatta batı müziğinde, bazı ürkek teşebbüslerin daha önceden denendiğini öne sürmektedir. Kendisi, GLUCK’un 1779’da temsil edilmiş olan ECHO ET NARCİSSE operasından şu şarkıyı modal kullanışa örnek olarak vermektedir:

 

               Rien,          dans     la               na          tu                 re,                n’e

 

 

                 chappe               a             mes          traits...

 

           

Yirminci yüzyıl müziğinde, modal kullanış o kadar yaygındır ki, buraya, çok fazla sayıda örnek koymayı gerekli bulmuyoruz. Onun yerine, çağdaş müzikoloji repertuarına, modların ne derece uyum sağladığını, doğrudan doğruya literatür üzerinde göstereceğiz. JUİLLİARD SCHOOL’un ünlü teorisyeni Vincent PERSICHETTİ’nin, dünyanın her yerinde okunan, TWENTİETH-CENTURY HARMONY adlı kitabı, şu DOĞU modlarını kapsıyor:

 

           

            Süper Lokriyen

 

    

 

Napoliten Minör

 

 

 

Napoliten Majör

 

 

 

Oryantal

 

 

 

Çift Armonik

 

 

 

Gizemli

 

 

 

Macar Minörü

                                                          

 

 

            Majör Lokriyen

 

 

 

            Minör Lidyen

 

 

 

            Tabii Doğuşkan

 

 

 

            Yedenli Tam – Ton

 

 

 

            Macar Majörü

 

 

 

Sekiz Tonlu İspanyol  

 

 

 

 

            Simetrik

 

 

 

            Diyatonik

 

 

 

            Pelog

 

 

 

            Hirajoshi

 

 

 

            Kumoi

 

 

 

            Altı Tonlu Simetrik

 

 

 

            Prometheus

                                              

 

 

 

            Napoliten Prometheus

 

 

 

 

            Tam – Ton

 

  

 

Rauf YEKTA’nın düşünceleri, yirminci yüzyıl müziğinde gerçekleşmiş midir? Bunun cevabı, fazlasıyla EVET’tir.   

 

*           *                 *

 

            1934 yılında, Mustafa Kemal Atatürk, cumhuriyetin müzik devrimi konusunda, şunları söylüyor: “Milli ince duyguları, düşünceleri anlatan, yüksek deyişleri, söyleyişleri toplamak, onları bir gün önce genel son müzik kurallarına göre işlemek gerekir. Ancak bu sayede, Türk milli müziği yükselebilir, evrensel müzikte yerini alabilir.”

            Burada, ATATÜRK’ün, kozmopolit modernite’nin yollarını açtığı açıkça görülmektedir. Bu düşünceleri iyi anlamak lazım.

            Bütün bu gerekçelerden dolayı, Türkiye’deki müzik hayatı, içedönük bir yapıyı aşıp, çağdaş dünyaya ulaşmak zorundadır. Bu noktada, anahtar kelime BİLGİ’dir. Bilgi gücüyle, evrenselliğin kapılarını zorlamak için iyi yetişmiş, yeni kuşaklara ihtiyaç vardır.

            Sanırız, istesek de istemesek de o kuşaklar yoldadır...

 

 


* Prof. H.Ü. Devlet Konservatuvarı, Sanatçı Öğretim Üyesi.

** H.Ü. Devlet Konservatuvarı, Etnomüzikoloji ve Folklor Anabilim Dalı Lisans Öğrencisi. 

 

 

 

KAYNAKÇA

 

Rauf  YEKTA                        Türk Musikisi ( Pan Yayınları ) 

Olivier  MESSIAEN             Technique de mon Langage Musical ( Alphonse Leduc ) 

Jacques  CHAILLEY            L’imbroglio des Modes (Alphonse Leduc)

Traité Historique D’analyse Harmonique (Alphonse Leduc ) 

Julien  FALK                         Technique de la Musique Atonale (Alphonse Leduc ) 

Vincent  PERSICHETTI      Twentieth Century Harmony ( W.W.Norton & Company Inc ) 

Joel  LESTER                       Analytic Approaches To Twentieth Century Music

                                                ( W.W.Norton & Company Inc ) 

Leon  DALLIN                     Techniques of Twentieth Century Composition

                                                ( WM.C. Brown Company Publishers ) 

Studia Memoriae Belae Bartok Sacra ( Dünya müzikologlarının çeşitli makaleleri )

( Budapest, Akademia Kiado)