| ÎKA', USÛL, DARB
Türk musikîsinde usûl ve îka' hakkında çok uzun tartışmalar yapılmıştır.
Eskidenberi kullanılan bu iki deyimin
biribirinden farklı olduğu eski eserler incelenince de anlaşılabilir.
Gerçekte her usûl bütünü ile bir îka'dır. Fakat musikîde kullanılan
usûl îka' değildir. Bu kısa açıklamadan sonra her ikisini de tarif
edelim :
İKA' : Bir cismin belirli sınırlar içinde ve belirli
zamanlarda düzenli olarak tekrarlanan basit hareketlerinin meydana
getirdiği durumdur. Mesela : Bir saat rakkasının ve bir metronomun
belirli sınırlar içinde tekrarladığı düzenli hareketler birer îka'dır.
Bunun gibi bir elektrikli zilin tokmağının hareketleri ve elektrikle
yapılan reklamlarda ışıkların muntazam yanıp sönmesi de hep birer
îka'dır. Tarifimizi biraz inceleyelim : önce harekette bulunan bir
cisim vardır, sonra bu cisim belirli sınırlar içinde hareket
edecektir. Bundan başka bu hareketler düzenli olarak tekrarlanacaktır. işte,
bir harekete îka' diyebilmemiz için bu şartların bulunması gerekir.
Bu şartları taşımayan düzensiz hareketler ilmî anlamda îka' diye
kabul edilemez. Musikîdeki usûl de bütünü ile bu şartları taşıdığı
için bir îka'dır. Ancak usûldeki hareketler îka'daki gibi basit olmadığından
usûlü daha başka şartlar altında inceliyeceğiz. Musikîdeki îka' düzenli
ve belirli ölçülü zamanların birbiri ardınca tekrarlanmasıdır.
Mesela : Zaman ölçüsünü belirtmek için musikî erbabının beher
sekizlik veya dörtlük zaman için ayakla vurdukları düzenli vuruşlar
birer îka'dır. Bu zamanlar hemen daima ikili veya üçlü veyahut bunların
katları olurlar.
USÛL : Değerleri biribirine eşit olan veya olmayan belirli sınırlar
içinde sıralanan musikî nağmelerini ölçmeğe yarayan vuruşların bütününe
usûl denir. Bu tarife göre, bir usûl birçok vuruştan meydana gelir.
Bu vuruşlar belirli değerde musikî zamanlarım ölçmek için kullanılmaktadır.
Bu zamanların değerleri birbirine eşit olsa da olmasa da sınırları
mutlaka belirli
ve vuruşları ölçülüdür. Bu tarifle îka'ın tarifini karşılaştıracak
olursak, farklar kendiliğinden meydana çıkar. Bu açıklamadan sonra îka'
ile usûlü birbirine karıştırmanın ne kadar hatalı bir hareket olduğunu
kolayca anlayabiliriz. Musikîdeki usûlü aynen şiirdeki vezne
benzetebiliriz. Aralarındaki benzerlik tamdır.
DARB : Elimiz veya ayağımızı bir defa düzenli hızda yukarıdan
aşağıya vurup tekrar yukarıya kaldırmak darp (veya vuruş) meydana
getirir. Bu darp musikî zamanlarım ölçmeğe yarar. Musikî zamanları
sür'atli veya ağır olduğuna göre darp'lar da aynı yürüklük veya ağırlıkta
olur. Darb'ın yukarıdan aşağıya vurulan kısmına basit darp, tekrar
yukarıdaki duruma getirilmesine tam darp denir. Gerek yukarıdan aşağıya
ve gerek aşağıdan yukarıya yapılan hareketlerin düzenli ve zaman değerlerinin
biribirine eşit elması gerekir. Musikîde darp dediğimiz zaman tam bir
darb'ı kastederiz. Her musikî eserinin darp'larının sür'ati, eser
sahibi tarafından belirtilir. Bundan başka eserin bünyesinin ve kullanılan
usûlün de bu konuda rolü vardır. Böyle olunca, her eser sahibinin
eserin baş taratma darp'ların sür'atini işaret etmesi gerekir. Bu sür'at
bir metronom'la kesin olarak tayin edilebileceği gibi, bu alet yoksa bir
dakika içinde eserdeki darp'lardan kaç tanesinin icra edileceğim bir
saat ile tesbit ederek eserin baş tarafına yazmak. da aşağı yukarı
maksadı ifade eder. Darp'ların ağırlığım eserin basma işaret etmek
için pratik bir usûl tavsiye edebiliriz :

örneğinde gördüğümüz sayı, eserde mevcut dörtlük zamanlardan
60 adedinin bir dakikada icra edileceğini gösterir. Yani bir saniyede
bir dörtlük nağme icra edilecek demektir. Şayet eserdeki zaman ölçüleri
dörtlük değil de sekizlik ise o zaman bir dakikada icra edilecek
sekizlik zamanların sayışım belirtmek gerekir. Mesela : Türk Aksağı
Usûlünde 5/8 (beş sekizlik diye okunur) olarak bestelenen bir eserin
zamanları eserin basma sekizlik = 100 olarak işaret edilebilir.
O zaman bîr dakikada sekizlik zamanlardan 100 tanesinin, yani hesapça
20 ölçünün bîr dakikada icra edileceğim anlarız. Zamanlar Curcuna Usûlünde
olduğu gibi onaltılık birimlerle tesbit edilmişse, hesapiarımızı bu
sefer onaltılıklara göre yaparız. Türk musikîsînde zamanlar hemen
her zaman onaltılık, sekizlik ve dörtlük oîarak yazıldığına göre
hesapiarımızı bu üç şekle göre yapmak gerekir.
Musikîde darpların çeşitli hızlan olmakla beraber bunlar üç
gurupta toplanarak incelenebilir. Eski musikî erbabı eserlerin notalarım
yazarken üç şekil kullanmışlardır :
- Küçük değerde notalarla yazılan ve çok yavaş icra edilen
eserler için sakîl ile yazılmıştır deyimin] kullanmışlardır.
(Bugün bu şekilde nota yazmağa ihtiyaç yoktur. Batı notası ile iki
şekil kullanarak eserlerimizî hiç bir zorluğa uğramadan tesbit
edebiliriz).
- İçinde küçük değerde zamanlar fazla kullanılmamış olan
eserlerin notaların) birinci şekiideki notaların iki misli değerde
yazmışlar ve bu şekle hafifi sanî demişlerdir. Biz bugün notalarımızın
çoğunu bu şekille yazıyoruz. Hafifi sanî yerine sadece hafif deyîmini
kullanacağız. Ancak bu deyimle kasdedilen notanın yazılış şeklidir.
icra esnasındaki darp'lann hızı değildir. Darp'ların hızı yukarıda
söyledigimiz gibi metronom veya saat'la ayrıca tesbît edilîp
eserin basma işaret edilir.
- Küçük değerde notaları fazla kullanan bir eserin notasını da
ikinci şekîldekî notaların iki misli değerde yazmışlar ve bu şekle
hafifi evvel demişlerdir. Biz buna yürük demekde yetineceğiz. H
izi arma göre darp'ları bir kısım musikî erbabı çeşitli
guruplara ayırmışlar ve bu konuda kendilerine göre birtakım
fikirler ortaya koymuşlarsa da sonuç oîarak darp'ları Ağır,
Hafif ve Yürük diye üç gurupta toplamak yetecektir. Bir ağır
darb'ın değerini dört kabul edersek, hafif darp'iar bunun yansı
kadar yani iki, yürük darp'iar da bunun dörtte biri, yani bîr değerinde
olur. Tatbikatta ağır bir darb'ı dört saniyede vurduğumuzu
farzedersek, hafif darb'ı iki, yürük darb'ı bir saniyede vururuz.
Mesela : Bir ağır darb'ı birinci şekilde bîr onaltılık nota ile
gösteriyorsak, ikinci şekilde bir sekizlik, üçüncü şekilde bir dörtlük
nota ile gösteririz. Yani birinci şekilde bir darp içinde bir onaltılık
nağme icra ediliyorsa ikinci şekilde bir sekizlik, üçüncü şekilde bîr
dörtlük nağme icra edilir.
Misal olarak düyek usûlünde bestelenmiş bir eseri ele alalım : Bu
eseri birinci şekilde yazmak istersek, eserin başına 4/8 ölçüsünü
koymak gerekir. Bu ölçüyü görünce, eserin her zamanınin sekizlik değerde
ağır bîr darp'tan meydana geldiğini anlarız. Aynı eseri ikinci şekilde
4/4 ölçüşü ile, üçüncü şekilde 8/4 ölçüşü ile yazmak
gerekir. Bu son ölçü ağır Düyek usûlü ile karıştırılmamalıdır.
Bîr eseri yazmadan önce darp'lannın ağırlığı belirtilmelidir.
Şayet eserde otuzikilik ve onaltılık gibi küçük değerde zamanlar
fazla kullanılmışsa bu eseri yürük şekilde yazmak gerekir. Bu
takdirde notaların değeri iki misli büyür. Yani otuzikilikler onaltılık,
onaltılıklar sekizlik yazılır. Bu suretle eserin çalınıp okunması
kolaylaştırılmış olur. Çünkü göz büyük değerde notaları daha
kolay okur.
Şayet eserde onaltılık ve otuzikîlîk gibi küçük değerde
notalar yoksa ve notalar çoğunlukla iki dörtlük, dörtlük ve sekizlik
gibi nağmeleri gösteriyorsa, bu eseri normal tarzda yani hafîf şekille
yazmak gerekir. Bu takdirde notalar yarı değerde, yani iki dörtlük
notalar dörtlük, dörtlük notalar sekizlik, sekizlik notalar da onaltılık
olarak yazılır. Bununla beraber icra zamanları aynı kalır. Bu açıklamadan
sonra hafîf şekille yazılmış olan bir eseri orta hızda çalıp
okumak, yürük şekille yazılan bîr eseri de iki misli hızlı icra
etmek gerektiğini kolayca anlayabiliriz.
Yapılan denemelere göre, her gurubun bir dakikalık zaman içinde kaç
darb'ı ihtiva edeceğine dair şöyle bir tablo, pratik faydası bakımından
incelemeğe değer görülmüştür :
- Bir dakikalık zaman içindeki darp'lann sayışı 36'yı geçmiyorsa
bu darp'lara ağır darplar denir.
- Bir dakikalık zaman içindeki darp'lann sayışı 3672 olursa
bunlara hafîf darplar denir.
- Bir dakikalık zaman içindeki darp'la' rın sayışı 72'yi geçerse
bunlara da yürük darp'lar denir.
Türk musikîsinde en hızlı darp'ların sayışı btr dakikada 200'ü
geçmez, daha hızlı darp'lar bizim musikîmizde kullanılmaz.
Elimizde bir metronom varsa darp'larımızın ağırlığım onunla
ayarlayabiliriz. Bu iş musikîde oldukça önemlidir. Her eser kendi ağırlığı
ile ve kendine mahsus tavrı ile icra edilmezse etki ve güzelliğim
kaybeder. Nota yazarken her ölçü bir usûle göre düzenlenir ve bu usüle
göre her ölçüde onaltılık, sekizlik veya dörtlük notalardan kaç
tanesinin bulunacağı baş tarafta ölçü yerinde gösterilir. Bir kısım
musikî erbabı diyez ve bemol gibi arızaların icrasını kolaylaştıracağı
iddiası ile, mesela : 9/4 zamanı ihtiva eden bir usûlü, birincisi 5/4
ikincisi 4/4 iki ölçüye bölmek gibi sakat bir sisteme yer vermiştir.
Bizim fikrimize göre küçük usûllerin bu şekilde bölünmesi yanlıştır.
Hele eserin başma konan usûl sayısından sonra ölçülerin bu sayıya
aykırı olarak biribirine eşit olmayan iki parçaya bölünmesi ne ilmî,
ne de amelî bakımdan doğrudur. Ancak diyez ve bemol gibi arızaların
icrasını kolaylaştırmak bakımından büyük usûllerin eskidenberi
olduğu gibi 4 eşit değerde ölçülere bölünmesi ve usûlün bittiği
son ölçünün çift çizgi ile kapatılması pratik bakımdan faydalıdır.
Bu şekil bölmede her ölçü birbirine eşit değerde olacağından baştaki
sayıya aykırı bir hal de meydana gelmez. Usûlün bittiği yerdeki çift
ölçü çizgisi de o usûlde kaç darb bulunduğunu belli eder. Büyük usûllerimizin
hepsi de bu şekilde bir bölünmeye uygun kıymettedir.
Batıda basit ve birleşik diye üç ve dört zamanlı iki gurup usûl
olmasına karşılık, Türk mösikîsinde ritmik ahenkleri biribirinden
farklı 70'den fazla usûl kullanılmıştır. Her usûlün kendîsine göre
bir inceliği ve güzelliği vardır. Değişik usûllerin çeşitli
darp'lardan meydana geldiğin! aşağıda birer birer göreceğiz. Bir usûl
içindeki hızlı ve ağır icra edilmesi gereken nağmeleri darp'Iara
sanatlı bir şekilde bölmek suretiyle tesir bakımından çok önemti
sonuçlar alınmıştır. Hepsi de üç veya dört zamanlı veya bunların
katları olan Batı usûllerinde bu incelik yoktur. Buna karşılık Batıda
eserin hızlı veya ağır icra edilmesi gereken yerlerde notalar üzerine
özel işaretler konulması adet olmuştur. Bununla beraber bu işaretler
Türk musikîsinde istenen sonuç için elverişli olmayıp eserin belli
bir parçasının hızlı veya ağır icra edileceğini gösterirler. Çünkü
Batıda kullanılan temponun zamanları her zaman eşittir. Usûllerimizin
özelliğini iyice kavrayamayanlar ve büyük usûllerimizin icrasındaki
sanatı güç bulanlar, bunları gereksiz sayarak büyük usûlleri basit
ölçülere dönüştürmek istemektedirler. Bu çürük tezi uzun boylu
tenkîde bile değer bulmuyoruz. Türk musikîşinasları zengin çeşitli
usûllerle sanat kabiliyetlerim ve zevklerim isbat etmiş bulunmaktadırlar.
DARPLARIN ÇEŞİTLERİ
Türk musikîsinde mevcut darplar beş çeşittir :
1—Düm : Bu darp, sağ elin diz üstüne vurulması ile icra edilir.
1, 2, 3, 4 ve 5 zamanlı olur. "Düm" ler genellikle kuvvetli
vurulan darp'lardır.
2—Tek: Sol elin bir defa dize vurulup kaldırılması ile icra
edilir. 1, 2, 3,4 ve 5 zamanlı olur. "Tek" ler çoğunlukla
hafif vurulan darp'lardır.
3—Tekâ: Birincî "te" kısmı sağ, "kâ" kısmı
sol elle vurulur. 2, 3, 4 ve 5 zamanlı olur. Tekâ darb'ı hemen her
zaman orta kuvvettedir.2 ve 4 zamanlı oldukları takdirde darp'ların yarı
zamanı sağ, diğer yansı sol elle vurulur. Yani her iki kısmın zamanı
değerce eşittir. 3 zamanlı olduğu takdirde birinci zaman sağ elle, 2
ve 4 üncü zaman sol elle vurulur. Bu da sol elle vurulan "ka"
darb'ı, değer bakımından sağ elle vurulan "Te" darb'ının
iki katı demektir. 5 zamanlı olduğu takdirde ikisi sağ, üç zamanı
sol elle vurulur. Hızlı icra edilen bazı halk oyun havalarında birinci
kısmın 3, ikinci kısmın 2 zamanlı olduğu eserlere az rastlanmıştır.
Bununla beraber bu istisna kuralı bozmaz.
4—Teke: Daima iki zamanlıdır. Yarısı sağ, yarısı
sol elle vurulur. Musikîmizde kullanılan en hafif darp budur. Bazıları
bu darb'ı Tekâ darb'ı ile karıştırırlar. Bu doğru değildir, zîra
teke darb'ı Tekâ darb'ından daha hafiftir ve daima iki zamanlıdır,
ikinci bir şekli yoktur.
5—Tâhek : Birinci "Ta" kısmı iki elin
birden yukanya kaldınlması, ikinci "Hek" kısmı iki elin yine
birlikte dizler üzerine vurul-ması ile icra edilir. Her iki hareket de
değer bakımından eşittir. Bu darp'lar 2 ve 4 zamanlı olur. Hafif
darp'lardır.
Usullerimizi öğrenmek için eskidenberi tutulan yolda
darp'ların zamanlarım belirtecek bir ölçü kullanılmadığından bir
hayli zorluk çekilmiştir. Bunu bir iki misalle anlatalım:
1—Düyek usulü 4/4 olarak yazılır. Bu usulün
darp'lannı incelersek 8 aded sekizlik zamanı olduğunu görürüz.
Birinci (Düm) sekizlik 1, ikinci (tek) sekizlik 2, üçüncü (tek)
sekizlik 1, dördüncü (düm) sekizlik 2, beşinci (tek) sekizlik 2
zamanlıdır. Bu usulü şöyle gösteririz :

Burada ilk (Düm) darb'ının sekizlik
zamanı için ayağımızla 1, ikinci (Tek) için 2, üçüncü (Tek) için
1, dördüncü (Düm) için 2, ve son (Tek) için de 2 darp vururuz. Yani
ellerimizle bir usul vurduğumuz süre içinde sağ ayağımızla da 8
adet sekizlik tam darp vururuz. Böylece ellerimizle vurduğumuz çeşitli
değerdeki darp'ların zamanım ayağımızla vurduğumuz düzenli
darp'larla kontrol etmiş oluruz.
Bu şekil, usullerimizi kolay ve çabuk öğrenmemize
yarar. Eğer elimizde darp'ların ağırlığım istediğimiz gibi
ayarlayabileceğimiz bir metronom varsa ayağımızın hareketlerin!
metronoma yaptırmakla maksadı daha kolay sağlarız. Çünkü bu alet
ayaktan daha düzenli bir şekilde zamanı ölçebilecek mekanizmaya
sahiptir.
2 — 10/4 Ağır Aksak Semai veya 10/8 Aksak Semai usulünü
de aynı metodla kolayca vurabiliriz. Birincisinde ayakla vurulan darp'ların
değeri dörtlük olacağından pek tabiî olarak ikincisindeki sekizlik
darp'ların iki misli ağırlıkta olacaktır. Elimizle vuracağımız
darp'ların herbiri için ayağımızla kaç darp vuracağımızı şöylece
bulabiliriz:

3 — Çifte Sofyan gibi darp'lannın hızı fazla olan
usulleri bu şekilde vurmakta ayak biraz güçlük çekeceğinden ayakla
vurulan darp'ları iki misli ağırlıkta vurmak ve son iki (Tek)
darp'lannın zamanım diğer darp'ların bir buçuk misli uzatarak bir
darb'a sığdırmak hiç de zor bir iş değildir. Bu takdirde ayakla
vurulan darp'ların her dördüncüsünde bir aksaklık meydana gelir.
Yani ayakla dört buçuk darp vurulmuş gibi olur. Bunu da şu şekilde gösterebiliriz
:

Bu misalde 9/8 zaman için ayakla dört darp
vurulacaktır. İlk üç darp ikişer sekizli olduğu halde, son dördüncü
darp üç sekizlik olacaktır.
İstisnası olan bir usul vardır. Bu da 10/16 şeklinde yazılan
Curcuna usulüdür. Bu usulde her beş zaman için ayakla bir darp
vurulacak ve iki darpta bir usul tamamlanacaktır.
Beş zamanlı bir darbı şu şekilde bölebiliriz: Ayağın yukarıdan
aşağı doğru olan hareketi iki, aşağıdan yukarıya doğru olan
hareketi üç onaltılık zamanda olacaktır. Birinci beş zamanlı (Düm)
darbı için ayağımızla bir defa, yine ikinci (Tekâ) darb'ı için de
ayağımızla bir defa vuracağız.
Bir kısım müzikologlar curcuna usulünün 10 olan darplarının 10/8
yazılan Aksak Semai usulünün yarı değerinde usul zannederek Curcuna
usulünü de Aksaksemai usulünün darpları ile ölçmektedirler. Oysa
her iki usulün ritmik ahengi ve darplarının bölünüşü incelenirse
biribirinden çok farklı oldukları açıkça görülür. Bu farkı
belirtmek için her iki usulün darplarım okuyucularımızın
incelemesine sunuyoruz :
Aksak Semai

Curcuna

Sadece 10 zamanlı olmaları dolayısiyle bu iki usulü birbirine karıştırmak
yanlıştır. Aksak Semai usulü ile bestelenmiş bir eserle Curcuna usulünde
bestelenmiş bir'eseri aynı zamanda icra edersek fark daha iyi anlaşılır.
Esasen Curcuna usulü Sofyan gurubuna dahil usullerdendir ve darpları bir
Düm ile bir Tekâ'dan ibarettir. Hatta çok eski eserlerde bu usul
"Devri Süreyya Sofyanı" adı ile geçer. Batı notası kabul
edilmeden önce bünyesi ve zamanlarının değeri iyice ölçülemediği
için yapışı tam olarak anlaşılamıyan ve bir aralık terkedilmiş
olan bu usulün son zamanlarda icad edildiği ileri sürülmekte ise de,
10 zamanlı olduğu ve darplarının bir Düm ile bir Tekâ'dan, ibaret
olduğu eski eserlerde kayıtlı bulunan "Devri Süreyya Sofyanı"
usulünün bugün Curcuna dediğimiz 10 zamanlı usulden başka bir-şey
olmadığı yaptığımız incelemeler sonunda ortaya çıkmıştır.
4—Hafîf ve yürük şekildeki notaları çalmakta nefesli ve yaylı
sazlar güçlük çekmezler. Yürük notaları, hafif notalara göre yarı
hızda icra etmekle maksat sağlanır. Ud ve Kanun gibi normal şekilde
bir dörtlük notaya dört mızrap vurulan sazlar için durum başkadır.
Hafîf şekilde yazılan bir dörtlük notaya dört, sekizlik notaya iki,
onaltılık notaya bir mızrap vurulduğu halde, yürük şekilde yazılan
bir dörtlük notaya yukarıdaki sayıların yansı kadar, yani dörtlüğe
iki, sekizliğe bir mızrap vurulur.
Ud çalanlar, onaltılık notaları, hafîf şekildeki otuzikilik
notalar gibi, biri üstten öbürü alttan iki mızrap vurarak icra
ederler. Kanun'da ise bu notaların birini sağ, birini sol elle çalmak
gerekir. Bu suretle yürük şekilde yazılan notalar değerleri yarıya
indirilerek, yani hafîf notalardan iki misli hızlı icra edilmiş olur.
"Es" işaretinden önce gelen notaların değeri ne olursa
olsun, bunlara her zaman ve her yerde —Tanburda olduğu gibi — hep tek
mızrap vurmak vegeriye kalan zamanda susmak gerektiği unutulmamalıdır.
Böylece geriye kalan zaman, bu notadan sonra gelen Es işaretinin değerine
eklenmiş gibi olur. Karar verilirken son notaya hep bir tek mızrap
vurulacağım ve bazılarının yaptığı gibi bu notanın icra süresin!
uzatmanın hiç doğru olmadığım unutmamak gerekir. (Üzerlerine bestekârı
tarafından uzatma işareti konulmuş olan notalar bu kaydın dışındadır).
Batıda bu son notanın icra süresini uzatmak çok defa adet haline
getirilmiştir. |